Türkiye’de her bayram aynı cümleler kuruluyor: “Dönüş yolunda facia”, “Karşı şeride geçti”, “Aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetti”… Bu yıl da tablo değişmedi. Kurban Bayramı tatili boyunca meydana gelen trafik kazalarında 70 kişi yaşamını yitirdi. Yetkililer, bu rakamın son yıllardaki 9 günlük bayram tatilleri içinde en düşük can kaybı olduğunu açıkladı. İlk bakışta “iyileşme” var gibi görünüyor. Çünkü geçmiş yıllarla kıyaslandığında ölümlü kaza oranlarında düşüş dikkat çekiyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre
önceki bayram dönemlerinde 87, 110 ve 71 olan can kaybı sayıları bu yıl 70’e kadar geriledi. Ama burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Sayıların düşmesi gerçekten sorunun çözüldüğü anlamına mı geliyor? Nicelik Azalıyor, Nitelik Ağırlaşıyor, İşte tam da burada “nicelik” ve “nitelik” ayrımı devreye giriyor. Evet, toplam ölü sayısında düşüş olabilir. Daha fazla radar, daha sık denetim, dron destekli takip ve otoyol kontrolleri etkisini göstermiş olabilir. Nitekim son
bayramlarda milyonlarca araç denetlendiği ve ölümlü kazalarda yüzde 39’a yaklaşan düşüş yaşandığı açıklandı. Ancak kazaların niteliği değişmiyor. Çünkü bugün hâlâ aynı nedenlerle insanlar hayatını kaybediyor: Aşırı hız , Uykusuz direksiyon başına geçmek, Cep telefonu kullanımı , Emniyet kemeri ihlali, Hatalı sollama , Sabırsızlık ve “bir an önce yetişme” psikolojisi !! Geçen yıl açıklanan resmi analizlerde bayram kazalarının yüzde 41’inin doğrudan hız ihlalinden kaynaklandığı belirtilmişti. Demek ki mesele yalnızca yol değil. Mesele insan davranışı.!!
Dün ve Bugün: Ne Değişti?
Eskiden bayram yolculukları daha kısa mesafelerde ve daha düşük araç yoğunluğunda gerçekleşiyordu. Bugün ise milyonlarca araç aynı saatlerde otoyollara çıkıyor. Navigasyon uygulamaları, hızlı ulaşım isteği ve “tatili son dakikaya kadar değerlendirme” kültürü trafik baskısını artırıyor.
Bir başka değişim de araçların teknik gücü.
1990’ların araçlarıyla bugünkü araçlar arasında dev fark var. Modern otomobiller daha hızlı, daha güçlü ve daha konforlu. Ancak bu durum bazı sürücülerde sahte bir güven duygusu oluşturuyor. İnsanlar “araç güvenli, bana bir şey olmaz” hissine kapılabiliyor. Oysa fizik hâlâ aynı fizik. 120 kilometre hızla yapılan bir hata, birkaç saniyede onlarca hayatı etkileyebiliyor.
Dünya ile Karşılaştırınca Türkiye Nerede?
Avrupa ülkelerinde bayram yoğunluğu benzeri dönemlerde ölüm oranları Türkiye’ye göre daha düşük seyrediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri yalnızca ceza sistemi değil; trafik kültürü. Örneğin birçok Avrupa ülkesinde: Şerit disiplini çok daha yüksek, Takip mesafesi korunuyor, Uzun yol öncesi dinlenme kültürü yerleşmiş durumda, Emniyet kemeri
kullanımı neredeyse tartışmasız bir alışkanlık.
Türkiye’de ise trafik hâlâ bir “yarış alanı” gibi algılanabiliyor. Özellikle bayram dönüşlerinde sürücülerde ciddi bir psikolojik baskı oluşuyor: “Pazartesi işe yetişeceğim”, “Bir an önce eve varayım”, “Yol boşken basayım…” İşte kazaların büyük kısmı tam bu zihinsel kırılma anlarında oluyor.
Bir Gazeteci Yorumu: Asıl Sorun Yol Değil, Zihniyet
Her bayram sonrası aynı manzarayı görüyoruz: Kazada parçalanmış araçlar, ağlayan aileler, kapanan yollar… Ama birkaç gün sonra her şey unutuluyor. Türkiye’de trafik meselesi artık sadece bir ulaşım problemi değil; toplumsal bir refleks sorunu haline geldi. İnsanlar trafikte birbirine tahammül etmiyor. Sinyal vermemek “kurnazlık”, hız yapmak “usta şoförlük”, makas atmak ise “özgüven” gibi görülüyor. Oysa gerçek şu: Trafikte en iyi sürücü hızlı giden değil, güvenli götürendir. Bugün Türkiye’de trafik kazaları yalnızca teknik eksikliklerden kaynaklanmıyor. Eğitim, stres, kontrolsüz şehirleşme, ekonomik baskı ve sabırsız yaşam kültürü de bu tabloyu büyütüyor.
Peki Ne Yapılmalı?
Uzman olarak bilinmesi bazı temel gerçekler var: Bayram yolculukları gece değil gündüz yapılmalı, Her 2 saatte bir mola verilmeli, Hız limitleri “öneri” değil zorunluluk olarak görülmeli, Çocuklar mutlaka uygun koltukta seyahat etmeli , Direksiyon başında telefon tamamen bırakılmalı, “Yetişmek” yerine sağ salim gideceğin yere varmak” hedeflenmeli .!! Belki de en önemlisi şu: Bir mesaj geç cevap gelse hiçbir şey olmaz. Ama bir dikkatsizlik, bir ailenin hayatını tamamen değiştirebilir. Türkiye bu bayramda sayı olarak daha az can kaybetmiş olabilir. Ancak her kayıp, geride yarım kalan hayatlar bırakıyor. Ve aslında mesele tam da burada düğümleniyor: İstatistiklerde rakamlar azalıyor olabilir… Ama acının ağırlığı hâlâ aynı !! …
Haber Editörü ; Cem Bayram SEÇEN