DOLAR %
EURO %
ALTIN 6.773,781,03
BITCOIN 0%
Bursa
27°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

yonetimix

yonetimix

12 Ağustos 2026 Çarşamba

Elektrikli Otomobilde Yeni Dönem : Hızla Büyüyen Pazar, Büyüyen Sorular

Elektrikli Otomobilde Yeni Dönem : Hızla Büyüyen Pazar, Büyüyen Sorular
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Şarj altyapısı genişliyor, satışlar değişiyor, yangın tartışmaları yeniden gündemde

ÖZEL HABER;  Otomotiv dünyasında büyük dönüşüm artık geleceğin konusu olmaktan çıktı. Elektrikli otomobiller Türkiye’nin yollarında giderek daha fazla görülüyor. Ancak araç sayısı arttıkça tüketicinin kafasındaki sorular da büyüyor: Şarj altyapısı yeterli mi? Elektrikli otomobil gerçekten ekonomik mi? Bataryalar ne kadar güvenli? Uzun yolda bekleme sorunu bitecek mi? İkinci el değeri ne olacak? Ve son günlerde yaşanan araç yangınları, bütün bu soruların üzerine bir yenisini ekledi: Elektrikli otomobillerde yangın riski ne kadar büyük?

TÜRKİYE’DE ELEKTRİKLİ ARAÇ SAYISI HIZLA ARTIYOR

EPDK verilerine dayanan Nisan 2026 verilerine göre Türkiye’deki elektrikli araç sayısı 427 bin 486’ya ulaşmış durumda. Aynı dönemde şarj noktalarının sayısı da 43 bin 9 seviyesine çıktı.Bunun yaklaşık 24 bin 468’i AC, 18 bin 541’i ise DC şarj noktalarından oluşuyor.Bu rakam bize önemli bir değişimi gösteriyor: Elektrikli otomobil artık Türkiye’de sınırlı sayıda teknoloji meraklısının kullandığı bir araç olmaktan çıkıyor.

ŞARJ İSTASYONLARINDA BÜYÜK YARIŞ

Elektrikli otomobil sayısı arttıkça şarj altyapısına yapılan yatırım da büyüyor. 2026’nın ilk aylarında yüksek hızlı şarj noktalarının sayısının 16 bin 650’ye ulaştığı açıklandı. Üstelik hızlı şarj altyapısının bir önceki yıla göre yaklaşık üç kat büyüdüğü belirtiliyor. Bu gelişme özellikle şehirlerarası yolculuklar açısından kritik. Çünkü elektrikli otomobilin yaygınlaşmasının önündeki en büyük psikolojik engellerden biri hâlâ aynı: “Yolda şarjım biterse ne olacak?” İstasyonların yaygınlaşması bu endişeyi azaltıyor. EPDK’nın Şarj@TR platformu da sürücülere Türkiye genelindeki lisanslı halka açık şarj istasyonlarını, soket tiplerini, güçlerini, müsaitlik ve fiyat bilgilerini görme imkânı sunuyor.

FAKAT ŞARJ ARTIK SADECE “BEDAVA ULAŞIM” HİKÂYESİ DEĞİL

Elektrikli otomobilin en önemli avantajlarından biri yakıt maliyetinin düşebilmesi. Fakat burada da yeni bir gerçek ortaya çıkıyor: Elektrik ücretsiz değil. Özellikle yüksek güçlü DC istasyonlarında ücretler yükselirken elektrikli otomobil sahibinin “kilometre başına maliyet” hesabını daha dikkatli yapması gerekiyor. 2026’da bazı hızlı şarj noktalarında kWh fiyatlarının önemli ölçüde yükseldiğine ilişkin haberler yayımlandı. Dolayısıyla elektrikli otomobilin ekonomikliği; Aracın tüketimine, kullanılan şarj noktasına, şarj fiyatına, evde şarj imkânına, yıllık kilometreye göre değişiyor.

TÜRKİYE’DE OTOMOBİL PAZARI DA DEĞİŞİYOR

2026’da elektrikli otomobil pazarında önemli bir rekabet yaşanıyor. Yerli üretim Togg başta olmak üzere Çinli, Avrupalı ve diğer üreticiler Türkiye pazarında daha fazla modelle yer alıyor. Temmuz 2026’da Togg’un yaklaşık 4.600 araçlık satışla aylık rekoruna ulaştığı bildirildi. Aynı dönemde toplam otomobil pazarı ise yıllık bazda geriledi. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Pazar büyürken rekabet de sertleşiyor.

 

ASIL GÜNDEM: ELEKTRİKLİ ARAÇLAR YANIYOR MU?

Son günlerde İstanbul Maltepe’de park halindeki bir elektrikli otomobilin park edildikten yaklaşık üç saat sonra yanması, elektrikli araç yangınları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Ayrıca son altı ay içinde belirli bir modelle ilgili birden fazla yangın vakasının gündeme gelmesi üzerine üretim kaynaklı ortak bir kronik sorun bulunup bulunmadığı tartışılıyor. Distribütör tarafından ise araçlarda üretim kaynaklı ortak bir kronik sorun tespit edilmediği yönünde açıklama yapıldı. Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bir otomobilin elektrikli olması, onun kesinlikle yanacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde tekil yangın haberlerinden yola çıkarak bütün elektrikli araçları güvensiz ilan etmek de bilimsel olarak doğru değildir. Yangının nedeni her olayda ayrıca araştırılmalıdır.

BATARYA NEDEN GÜNDEMİN MERKEZİNDE?

Elektrikli otomobillerin en önemli parçalarından biri yüksek voltajlı batarya sistemi. Bu bataryalar çok sayıda hücreden oluşuyor. Üreticiler bataryaları; sıcaklık, voltaj, akım, hücre dengesi gibi parametreleri takip eden elektronik sistemlerle yönetiyor. Ancak ağır hasar, üretim hatası veya uygun olmayan koşullar gibi çeşitli faktörler batarya güvenliği açısından önem taşıyabiliyor. Bu nedenle otomobil sektöründe batarya teknolojisi kadar batarya yönetim sistemleri ve güvenlik standartları da önem kazanıyor.

TÜKETİCİNİN ASIL SORUSU: “ALINIR MI?”

Bugün elektrikli otomobil almak isteyen vatandaşın yalnızca aracın fiyatına bakması yeterli değil. Şu soruların da cevaplanması gerekiyor: Evde şarj imkânım var mı? Günde kaç kilometre yapıyorum? Uzun yol kullanımım ne kadar? Yaşadığım bölgede hızlı şarj ağı yeterli mi? Aracın garanti şartları neler? Batarya garantisi kaç yıl? İkinci el piyasası nasıl? Servis ağı yeterli mi? Bu soruların cevabı kişiden kişiye değişiyor.

BURSA GİBİ BÜYÜK ŞEHİRLERDE YENİ DÖNEM

Bursa açısından elektrikli otomobil dönüşümünün ayrı bir önemi bulunuyor. Sanayi, otomotiv üretimi ve şehirlerarası ulaşım açısından Türkiye’nin en önemli merkezlerinden biri olan Bursa’da elektrikli otomobil sayısının artması, yalnızca tüketiciyi değil; otoparkları, siteleri, AVM’leri, akaryakıt istasyonlarını, elektrik dağıtım altyapısını ve şehir planlamasını da ilgilendiriyor. Önümüzdeki yıllarda “Akaryakıt istasyonu nerede?” sorusunun yanına başka bir soru eklenecek: “Hızlı şarj nerede?”

BENZİNLİKLERİN GELECEĞİ DE DEĞİŞİYOR

Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla klasik akaryakıt istasyonlarının da dönüşmesi bekleniyor. Bazı istasyonlar artık yalnızca benzin ve motorin satılan yerler olmaktan çıkıp; şarj + market + restoran + dinlenme alanı modeline doğru ilerliyor. Yani otomobilin yakıt alma süresi, istasyonun kullanım biçimini de değiştirebilir. Elektrikli otomobil 10-20 dakika veya daha uzun süre şarj edilirken tüketici o zamanı kahve içerek, yemek yiyerek veya alışveriş yaparak değerlendirebilir. Bu da otomotiv sektörünün yanında perakende sektörünü de değiştirecek.

EN BÜYÜK DEĞİŞİM SADECE OTOMOBİLDE DEĞİL

Elektrikli otomobil aslında yalnızca motorun değişmesi değildir. Bütün sistem değişiyor. Motor…Batarya…Şarj…Elektrik üretimi…Dağıtım şebekesi…Yazılım… Servis…Sigorta…İkinci el…Hatta şehir planlaması bile. EPDK’nın Nisan 2026 projeksiyonu da Türkiye’nin elektrikli araç ve şarj altyapısı ihtiyacının önümüzdeki yıllarda büyümeye devam edeceğini gösteriyor.

SONUÇ: DEVRİM GELDİ, ŞİMDİ SIRA SİSTEMİ HAZIRLAMAKTA

Elektrikli otomobil artık kapımızda değil. Garajımızda. Sokaklarımızda. Otoparklarımızda. Şehirlerarası yollarda. Bursa’nın caddelerinde.İstanbul’un trafiğinde. Ankara’nın bulvarlarında.Türkiye elektrikli otomobile doğru hızla ilerliyor. Ancak bu dönüşüm yalnızca otomobil satmakla tamamlanmayacak. Daha fazla şarj noktası… Daha güçlü elektrik altyapısı… Daha bilinçli tüketici… Daha güçlü servis ağı…Daha şeffaf batarya garantileri… Daha iyi yangın güvenliği standartları…Ve en önemlisi, doğru bilgilendirme gerekiyor. Çünkü yeni teknolojiye ne körü körüne hayran olmak ne de tekil olaylardan hareketle korku üretmek doğru.Elektrikli otomobilin geleceği büyük. Ama bu geleceğin gerçekten başarılı olabilmesi için teknolojinin yanında güven, altyapı ve tüketici hakkı da büyümeli.

ÖZEL HABER ;  Elektrikli otomobilde yeni dönem başladı. Şimdi asıl soru şu: Türkiye bu dönüşüme otomobiller kadar hızlı hazırlanabilecek mi? Özel Haber ; Cem Bayram SEÇEN

 

Devamını Oku

BU DÜNYADAN BİR HÂFIZ BURHAN GEÇTİ

BU DÜNYADAN BİR HÂFIZ BURHAN GEÇTİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Sesi plağa sığmayan adam, Makberin unutulmaz sesi ve bir dönemin İstanbul’u

Faik Balkan Demirsu yazıyor

Bazı insanlar vardır… Yaşadıkları dönemle sınırlı kalmazlar. Onlar öldükten sonra da sesleri yaşamaya devam eder.

Yıllar geçer, teknoloji değişir, plakların yerini kasetler, kasetlerin yerini CD’ler, CD’lerin yerini dijital platformlar alır. Ama bir ses vardır ki bütün bu değişimlerin içinden geçerek yeniden karşımıza çıkar. İşte Hâfız Burhan böyle bir sesti. 1897’de İstanbul Aksaray’da dünyaya geldi. Asıl adı Burhâneddin idi. Babası II. Abdülhamid’in silâhşorlarından Tüfekçi Ahmed Bey, annesi ise Feride Hanım’dı. Küçük yaşlardan itibaren sesinin güzelliği fark edildi. Daha hafızlığını tamamlamadan mukabele, mevlid, mersiye okumaya; zâkirlik ve müezzinlik yapmaya başladı. Bugün geriye dönüp baktığımızda, onun hikâyesinin yalnızca bir sanatçı hikâyesi olmadığını görüyoruz. Bu, aynı zamanda İstanbul’un değiştiği, Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet’in ilk dönemlerine geçildiği bir dönemin hikâyesidir. 

AKSARAY’DAN GELEN GÜR SES

Hâfız Burhan’ın çocukluğu İstanbul’un eski mahalle kültürünün içerisinde geçti. Küçük yaşta dini musikiyle tanıştı. Müezzinlik, hafızlık, mevlid ve mersiye… Bunlar onun sesini geliştiren ilk mektep oldu. Fakat Hâfız Burhan’ın sesi cami duvarları arasında kalmayacaktı. Onun sesi önce İstanbul’a, sonra Türkiye’ye ve plaklar aracılığıyla çok daha geniş bir coğrafyaya ulaşacaktı. 1918 yılında hânende olarak Muzıka-yi Hümâyun’a alındı. Ancak burada uzun süre kalmadı ve daha sonra hayatını sesiyle kazanmaya başladı. İşte bu noktadan sonra Hâfız Burhan’ın sanat hayatında bambaşka bir dönem başladı.

GAZELHANLIKTAN PLAK KRALLIĞINA

Hâfız Burhan denildiğinde akla çoğu zaman yalnızca “Makber” geliyor. Oysa Hâfız Burhan bundan çok daha fazlasıydı.Gazel okudu.Şarkı söyledi.Türkü söyledi. Ninni söyledi. Kanto okudu.Tango söyledi.Operet eserleri seslendirdi. Marşlar okudu. Yani bugün bizim “tek bir müzik türüne ait sanatçı” diye tanımlayacağımız bir isim değildi. Döneminin popüler müziğini yakından takip eden ve bunu kendi güçlü sesiyle yorumlayan sıra dışı bir sanatçıydı. TDV İslâm Ansiklopedisi de onun gazel, türkü, şarkı, ninni, kanto, tango, operet ve marş türlerinde çok sayıda eseri plağa okuduğunu belirtiyor. Bu özelliği Hâfız Burhan’ı kendi döneminin çok yönlü sanatçılarından biri haline getirdi.

SONRA “MAKBER” GELDİ…

Ve bir eser çıktı ortaya. Makber. Aslında Makber’in hikâyesi Hâfız Burhan’la başlamamıştı. Eserin sözleri Abdülhak Hâmid Tarhan’ın Makber adlı eserindeki meşhur mısralardan geliyordu. Fakat Hâfız Burhan’ın yorumu bu eseri bambaşka bir yere taşıdı. Abdülhak Hâmid’in eserindeki “Her yer karanlık…” sözleriyle başlayan mersiye, Hâfız Burhan’ın güçlü ve dramatik yorumuyla halkın hafızasında adeta başka bir kimliğe büründü. Öyle ki eser zaman içerisinde Hâfız Burhan’ın adıyla özdeşleşti. Bugün “Makber” denildiğinde Hâfız Burhan’ın sesinin hatırlanmasının sebebi de budur. TDV’ye göre Hâfız Burhan’ın “Makber” icrası çok tutulmuş, sonraki dönem sanatçıları da onun üslubundan etkilenmiştir.

PLAK ÇAĞININ YILDIZI

Bugün bir sanatçının milyonlarca kez dinlenmesini dijital platformların rakamlarıyla ölçüyoruz. Hâfız Burhan’ın döneminde ise ölçü başkaydı: Plak. Bir sanatçının sesi plağa giriyorsa artık o ses yalnızca sahnede ya da radyoda kalmıyordu. Evlere giriyordu. Kahvehanelere giriyordu. Dükkânlarda çalıyordu. İnsanlar plağı tekrar tekrar dinliyordu.Hâfız Burhan bu yeni teknolojinin gücünü çok erken fark eden sanatçılardan biri oldu. Ve plak şirketleri açısından son derece değerli bir isim haline geldi. İstanbul Kültür A.Ş.’nin aktardığı bilgilere göre Hâfız Burhan’ın doldurduğu plakların kesin sayısı tam olarak tespit edilememiştir. Yalnızca Columbia için yüze yakın plak yaptığı belirtilmektedir. Düşünün… Bugün bir sanatçı için yüzlerce kayıt bile büyük bir arşiv sayılırken, yaklaşık bir asır önce aynı sanatçının sesi yüzlerce plak yüzüne yayılıyordu.

SESİ O KADAR GÜÇLÜYDÜ Kİ…

Hâfız Burhan’ın sesinin gücü hakkında anlatılan ilginç bir hikâye de vardır. İstanbul Radyosu’nun Galatasaray Postahanesi’nin üst katındaki ilk yayınlarında, sesinin güçlü olması nedeniyle mikrofona arkasını dönerek okuduğunun söylendiği TDV İslâm Ansiklopedisi’nde yer alır. Bugünün stüdyo teknolojisini düşünün. Mikrofonlar… Ses masaları… Kompresörler…Dijital kayıt sistemleri…Hâfız Burhan’ın döneminde bunların hiçbiri yok. Ama insan sesi vardı. Ve o ses, bir mikrofonu bile zorlayacak kadar güçlüydü.

PLAKLAR HÂFIZ BURHAN’I ZENGİN ETTİ

Hâfız Burhan’ın hikâyesinin en ilginç taraflarından biri de burada başlıyor. Plak yalnızca onun sanatını geniş kitlelere ulaştırmadı. Aynı zamanda ona ciddi bir ekonomik başarı getirdi. İstanbul Kültür A.Ş.’nin yayımladığı biyografik bilgilerde Hâfız Burhan’ın plakları ve konserleriyle şöhret ve zenginliğe ulaşan tek gazelhan olduğu aktarılıyor. Columbia şirketinin onun kayıtlarından elde ettiği ticari başarı da anlatılan hikâyenin önemli parçalarından biri. Ve sonunda… Bugün bize sıradan gelen ama o dönem için olağanüstü bir şey gerçekleşti.

PLAK ŞİRKETİNDEN OTOMOBİL HEDİYESİ!

Hâfız Burhan’ın hayatındaki en ilginç ayrıntılardan biri otomobil hikâyesidir. İstanbul Kültür A.Ş.’nin aktardığı bilgilere göre Columbia plak şirketi, Hâfız Burhan’ın sesinden elde ettiği kazanç nedeniyle sanatçıya bir otomobil hediye etti. Bu otomobil Hâfız Burhan’ı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk otomobil sahiplerinden biri haline getirdi. Şimdi o günün İstanbul’unu düşünün. Bugün otomobilin sıradanlaştığı bir şehirde yaşıyoruz. Ama Hâfız Burhan’ın yaşadığı yıllarda otomobil hâlâ modernliğin, zenginliğin ve değişen dünyanın sembollerinden biriydi. Bir gazelhan…Bir plak yıldızı…Ve İstanbul sokaklarında otomobiliyle dolaşan bir sanatçı. Bu görüntünün kendisi bile dönemin toplumsal değişimini anlatmaya yetiyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Hâfız  Burhan’ın İstanbul’un ilk otomobil sahibi olduğu kesin olarak belgelenmiş bir bilgi değildir. Güvenilir kaynaklarda onun “Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk otomobil sahiplerinden biri” olduğu belirtilmektedir. Bu ayrımı yapmak tarih yazarken önemlidir.

SADECE SANATÇI DEĞİL, ESNAF DA OLDU

Hâfız Burhan’ın hayatındaki bir başka ilginç ayrıntı da plakçılık deneyimidir.  Bir dönem Beşiktaş’ta plakçı dükkânı açtı. Yani plaklarını dolduran, plaklarıyla şöhret kazanan sanatçı bir süre sonra plakların satıldığı dükkânın da sahibi oldu. Fakat bu girişim uzun sürmedi. Dükkânı kapattı ve yeniden sahnelere döndü. Bu ayrıntı bana göre Hâfız Burhan’ın karakterini de anlatıyor. O sadece kendisine söylenen eserleri seslendiren bir sanatçı değildi.Dön emin müzik piyasasının nasıl çalıştığını gören, plak sektörünün içinde yer alan ve kendi yolunu çizen bir isimdi.

BESTEKÂR YÖNÜ DE VARDI

Hâfız Burhan’ı yalnızca yorumcu olarak görmek de eksik olur. Bazı eserlerin müziğini hazırladı ve birkaç eser besteledi. Bunlar arasında uşşak makamındaki “Hasta kalbimde açılmış ebedî bir yarasın” mısraıyla başlayan şarkısı ve nevâ makamındaki gazel tarzındaki “Yeni Ninni” özellikle anılıyor. Yani karşımızda sadece güçlü bir ses değil; yorumlayan, besteleyen, plak dolduran, sahneye çıkan ve müzik piyasasının içinde yaşayan bir sanatçı vardı.

HÂFIZ BURHAN’IN SESİNDE İSTANBUL VARDI

Belki de onu anlamanın en güzel yolu burasıdır. Hâfız Burhan’ın sesinde yalnızca bir müzik türü yoktu.

Eski İstanbul vardı.

Müezzinin sesi vardı.

Gazelhanın sesi vardı.

Tiyatronun sesi vardı.

Plakçının sesi vardı.

Radyonun yeni dünyası vardı.

Ve bütün bunların arasında değişen bir Türkiye vardı. Osmanlı’nın son dönemini görmüş, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına tanıklık etmiş bir sanatçıydı. Bu yüzden onun hayatını okumak, aynı zamanda Türkiye’nin kültürel dönüşümünü okumaktır.

BUGÜN HALA DİNLENİYOR

Hâfız Burhan 1943 yılında hayatını kaybetti.Fakat sesi ölmedi. Bugün dijital müzik platformlarında bile onun kayıtlarına rastlamak mümkün. Apple Music’te “Makber”, “Bereli Kız”, “Sarı Kurdelem Sarı”, “Şendim Ne Gamım Vardı”, “Yârin Bu Kadar Cevri” ve başka eserleri yer alıyor.Odeon’un yayımladığı “Taş Plak Yılları” derlemesinde de Mahur Gazel, Mehtabını Görsem Güzelim, Bereli Kız, İzmir’in İzinde, Setaraban Kanto ve çeşitli gazel ve şarkılarından örnekler bulunuyor. Demek ki yaklaşık bir asır önce plağa kaydedilen bir ses, bugün internet çağında yeniden karşımıza çıkabiliyor. Teknoloji değişiyor. Ama iyi ses kalıyor.

BİR ASIR SONRA HÂLÂ “MAKBER”

Bugün genç kuşakların çoğu belki Hâfız Burhan’ın kim olduğunu bilmiyor. Ama onun seslendirdiği eserlerden biri, özellikle “Makber”, Türk kültür hafızasında yaşamaya devam ediyor. İşte gerçek sanatçının farkı burada. Bir dönem çok ünlü olmak başka şeydir. Bir asır sonra hâlâ hatırlanmak başka şey. Hâfız Burhan ikinci gruptadır.

BU DÜNYADAN BİR HÂFIZ BURHAN GEÇTİ

23 Mayıs 1897’de Aksaray’da doğan Burhâneddin…

Önce hafız oldu.

Sonra müezzin.

Sonra gazelhan.

Sonra plak sanatçısı.

Sonra radyo sanatçısı.

Şarkılar söyledi.

Türküler söyledi.

Kantolar söyledi.

Tangolar söyledi.

Marşlar söyledi.

Mersiyeler okudu.

Ve sonunda bir ses bıraktı arkasında. Öyle bir ses ki, aradan geçen onlarca yıla rağmen hâlâ eski bir taş plağın içinden bize doğru geliyor. O ses bize yalnızca bir şarkı söylemiyor.

Bir İstanbul’u anlatıyor.

Bir dönemi anlatıyor.

Bir kültürü anlatıyor.

Bir sanat anlayışını anlatıyor.

Ve belki en önemlisi, bize şunu hatırlatıyor: Bazı sanatçılar yaşadıkları çağın sanatçısıdır. Bazı sanatçılar ise çağları aşar.Hâfız Burhan da onlardan biriydi. Bu dünyadan bir Hâfız Burhan geçti. Ama sesi… Hâlâ burada.

Yazan ; Faik Balkan Demirsu

 

 

 

 

 

Devamını Oku

64.Bursa Festivali, Sanatçı Özcan Deniz’in Konseriyle Final Yaptı

64.Bursa Festivali, Sanatçı Özcan Deniz’in Konseriyle Final Yaptı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bu yıl 64’üncüsü düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali’nde, 21 gün boyunca gerçekleştirilen, konser ve gösteriler ile yaklaşık 100 bin Bursalı sanatla buluştu. Müziğin ve sahne sanatlarının birbirinden değerli örneklerine ev sahipliği yapan festival, sanatçı Özcan Deniz’in konseriyle final yaptı.

Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) organizasyonuyla bu yıl 64’üncüsü düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali, ilklere sahne oldu. Konserlerden tiyatro gösterilerine kadar çok sayıda seçkin etkinlikle sanatseverleri buluşturan festivalin son programı büyük bir coşkuyla gerçekleşti. Festival kapsamında Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alan ünlü sanatçı Özcan Deniz, yılların eskitemediği şarkılarıyla Bursalıları adeta mest etti. Ünlü sanatçı sahne performansıyla müzikseverlerden tam not aldı. Açıkhava’yı dolduran ve konser boyunca hep bir ağızdan şarkılara eşlik eden izleyenler, Özcan Deniz’i gece boyunca ayakta alkışladı. Festivalin son konserinde Bursalılara müzik ziyafeti sunan Özcan Deniz’e, Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan, teşekkür çiçeği takdim etti.

Muhteşem bir konserle final yapan, 64. Uluslararası Bursa Festivali’ni değerlendiren Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa festivalinin yarım asrı aşan geçmişiyle uluslararası alanda önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Başkan Vekili Biba, bu yıl birçok ilke imza atılan festivalde, 34. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın ardından gerçekleştirilen, 12 konser, 1 tiyatro oyunu ve 1 çocuk gösterisi olmak üzere toplam 14 etkinlikle,100 bine yakın Bursalıyı sanatla buluşturduklarının altını çizdi. Festival programının her yaştan ve her kesimden sanatsevere hitap edecek şekilde zengin bir yelpazede gerçekleştiğini belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Her yaştan Bursalıyı sanatın ortak paydasında buluşturmak bizler için bu yolculuğun en kıymetli kazanımı oldu. Bursa festivali, artık yalnızca bir etkinlik değil, Bursa’nın kültürel kimliğinin ve köklü sanat geleneğinin önemli bir parçasıdır” dedi.

Bu yıl festivalin ilklere sahne olduğunu hatırlatan Başkan Vekili Biba, Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’ndaki etkinliklerin yanı sıra festivalde Bursa’nın tarihi ve doğal güzelliklerini de içine alan sanat buluşmalarının da gerçekleştiğini söyledi. Başkan Vekili Biba, “Şehrimizin en önemli doğal güzelliklerinden olan Gölyazı’da ilk kez uluslararası nitelikte bir konser gerçekleştirdik. Aynı zamanda İznik Roma Antik Tiyatrosu’nun iki bin yıllık tarihi atmosferinde, farklı kültürlerden ezgilerin buluştuğu özel bir konser de düzenleyerek, festivalimizin şehrimizin tanıtım ve turizm potansiyeline de katkı sunmasını amaçladık. Ayrıca bu yıl ilk kez, tamamen çocuklara yönelik bir gösteri ve “Cimri” adlı tiyatro oyunuyla, sahne sanatlarını da festivale dahil ederek etkinlik yelpazemizi genişlettik” diye konuştu. “Festivalimizin sosyal kapsayıcılığı da öncelikli başlıklarımızdan biri oldu” diyen Başkan Vekili Biba, “Sevgi evleri ve huzurevlerinde yaşayan vatandaşlarımızı etkinliklerimizde misafir ettik. Engelli vatandaşlarımız için ücretsiz bilet uygulamasını hayata geçirdik. Böylece kültür ve sanatın toplumun tüm kesimleri için erişilebilir olması yönündeki yaklaşımımızı güçlendirdik” ifadelerini kullandı. Bursalı sanatseverlerin yoğun ilgisi ve katkı verenlerin destekleriyle bu köklü geleneği bir yıl daha ileriye taşımanın mutluluğunu yaşadıklarını vurgulayan Başkan Vekili Biba, festivalin ardından Bursa’da kültür sanat yolculuğunun, şehrin dört bir yanında devam eden etkinliklerle süreceğini sözlerine ekledi. Başkan Vekili Biba, festivalin başarıyla gerçekleşmesini sağlayan başta Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Başkanı Zekeriya Birkan olmak üzere, yönetim kurulu üyeleri, sponsorlar ile tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti. Bursa’da 21 Temmuz’da başlayan festival yolculuğunun ünlü sanatçı Özcan Deniz’in muhteşem konseriyle, görkemli bir şekilde tamamlandığını ifade eden Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Birkan, “Haftalar boyunca müziğin ve sahne sanatlarının birbirinden değerli örneklerine ev sahipliği yapan festivalimiz, Bursa’mızın kültür ve sanat hayatına bir kez daha değer kattı. Bu yıl, birçok ilki yaşadığımız festivalimizi Bursalılarımızın yoğun teveccühü ile tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Şehrimizin en köklü kültürel geleneği olan festivalimizi, Bursa Büyükşehir Belediyemizin desteği, Belediye Başkanımız Sayın Şahin Biba’nın öncülüğü, yönetim kurulumuzun özverisi ve çalışma arkadaşlarımızın büyük emekleriyle hazırladık. Ortaya çıkan bu başarıda emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Bursa’mızın kültür ve sanat hayatının bu köklü geleneği güçlenerek devam edecek” İfadelerini kullandı. Haber ;Cem Bayram SEÇEN

 

 

 

 

Devamını Oku

Cumhuriyetin Sultanları, Brezilya’yı yenerek Milletler Ligi’nde şampiyon oldu!

Cumhuriyetin Sultanları, Brezilya’yı yenerek Milletler Ligi’nde şampiyon oldu!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

A Milli Kadın Voleybol Takımımız, Milletler Ligi (VNL) finalinde Brezilya ile şampiyonluk mücadelesi verdi. Müthiş bir oyun ortaya koyan Filenin Sultanları, rakibini 3-1 yenerek kupaya ulaştı. A Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2026 FIVB Voleybol Milletler Ligi (VNL) finalinde Brezilya’yı 3-1 mağlup etti 2. kez altın madalyanın sahibi oldu.

Millilerimiz, geçtiğimiz yıl elde ettiği tarihi zaferi bir kez daha tekrarlayarak müthiş bir başarıya imza attı. A Milli Kadın Voleybol Takımımız, ABD’nin Teksas eyaletindeki Arlington kentinde düzenlenen 2023 FIVB Milletler Ligi finalinde Çin’i 3-1 mağlup ederek tarihinde ilk kez bu büyük kupayı müzesine götürmeyi başarmıştı.

“DİZİMDE AĞRI İLE OYNADIM”

Gizem Örge, “Çok zor bir maç oldu! Brezilya’yı da tebrik ediyoruz. Harika bir final maçı oldu. Dizimde büyük bir ağrı ile oynadım ama bu takıma çaba sarf eden herkese teşekkürler. Harika bir iş çıkardık. Çok mutluyum. Sonuna kadar mücadele ettik, bu kupayı bir kez daha evimize götürmek istedik ve başardık. Çok zor maçtı, kalbi bizimle atan herkese teşekkürler. Kupayla eve dönüyoruz.” dedi. A Milli Kadın Voleybol Takımı, başantrenör Daniele Santarelli yönetiminde yükselişini sürdürüyor. 2023 yılında göreve başlayan İtalyan başantrenör, Türkiye ile üçüncü altın madalyasını kazandı.  2023’ün ardından 2026’da da VNL şampiyonluğu yaşayan Santarelli, yine 2023 yılında milli takımla Avrupa şampiyonluğu elde etti. 2025 Dünya Şampiyonası’nda da Türkiye ile gümüş madalya kazanan Santarelli, milli takımla toplam madalya sayısını 4’e çıkardı. Haber; Cem Bayram SEÇEN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Bursa Açıkhava Tiyatrosu’nda Derya Bedavacı Şovu

Bursa Açıkhava Tiyatrosu’nda Derya Bedavacı Şovu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bursa, Uluslararası Bursa Festivali kapsamında Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alan Derya Bedavacı’nın performansıyla adeta büyülendi. Sanatçının özgün besteleri ve etkileyici sahne şovu, müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.  Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından bu yıl 64’üncüsü düzenlenen Uluslararası Bursa Festivali, kentin kültür sanat iklimini zenginleştirmeye devam ediyor. Festival etkinlik takviminin 3’üncü programında sevilen sanatçı Derya Bedavacı, Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sevenleri ile buluştu. Başarılı sanatçı Derya Bedavacı, etkileyici performansıyla Açıkhava’yı dolduran binlerce müziksevere duygu dolu ve coşkulu anlar yaşattı. Sevilen eserleri ile büyük beğeni toplayan Derya Bedavacı’nın şarkılarına vatandaşlar hep bir ağızdan eşlik etti. Yoğun ilgi gören konserde sanatçı, güçlü performansı ve sahne enerjisiyle izleyicilerden uzun süre alkış aldı. Konserin sonunda sanatçı Derya Bedavacı’ya gecenin anısına BKSTV Başkan Vekili Nilüfer Çevikel, BKSTV Yönetim Kurulu Üyesi Berk Vardar ve Genel Sekreter Gencer Uçar çiçek takdim etti. Uluslararası Bursa Festivali kapsamında Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alan sanatçı Derya Bedavacı, özgün besteleri ve etkileyici performansıyla Bursalı müzikseverlerin  hafızalarından silinmeyecek muhteşem bir geceye imza attı. Haber ; Cem Bayram SEÇEN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku