GÖLGE MODU’NDAN DEV FİNAL
“Nicea: Paradise on Earth” mottosuyla yola çıkan bilim kurgu ve gerilim filmi “Gölge Modu”, yaklaşık bir ay süren çekim maratonunu İznik’te tamamladı. Bursa’nın tarihî ve doğal mekânlarını hikâyesinin merkezine taşıyan yapım, dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkisini aile, iletişim ve aidiyet kavramları üzerinden sorgularken; İznik’in binlerce yıllık mirasını da beyaz perde aracılığıyla uluslararası izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor. Bursa’yı bilim kurgu, gizem, macera ve psikolojik gerilim atmosferiyle beyaz perdeye taşımaya hazırlanan “Gölge Modu”nda çekimler tamamlandı. Yaklaşık bir ay boyunca kentin farklı noktalarında devam eden çekimlerin finali, İznik Roma Tiyatrosu ve Lefke Kapısı’nda gerçekleştirildi. İznik’in tarihî kimliğini ve doğal güzelliklerini sinemanın evrensel diliyle dünyaya tanıtmayı amaçlayan proje, “Nicea: Paradise on Earth” mottosuyla uluslararası bir vizyon ortaya koyuyor. Filmin yönetmen koltuğunu Oğuzhan Üral ve Hakan Orhan paylaşırken, Görüntü Yönetmenliğini Burak Şakar, Uygulayıcı Yapımcılığını ise Yönetmen Erkan İsa Şen üstleniyor. Projenin Hava Çekim Koordinatörlüğünü Fırat Yıldırım, Sanat Yönetmenliğini Hayrettin Ekinci yürütüyor. Yapımın ana sponsorluğunu ise iş insanı Mustafa Şahin üstleniyor.
“DİJİTAL DÜNYAYI KÖTÜLEMEDİK”
Filmin yönetmeni ve senaristi Oğuzhan Üral, projenin çıkış noktasında teknoloji karşıtlığının değil, aile ile çocuk arasındaki iletişim probleminin bulunduğunu söyledi. Üral, “Biz bu projeyle dijital dünyayı kötülemedik;
ailelerin çocuklarına karşı olan soğukluğunu beyaz perdeye aktarmak istedik. Bir anne-baba çocuğuna soğuk davrandığında, o çocuk ya kötü arkadaş çevresine ya da dijital dünyaya yöneliyor. Eskiden kötü arkadaş çevresine yöneliyorlardı ama artık dijital dünyaya yöneliyorlar. Çocuklar dijital dünyaya yöneldiğinde, insanlar oraya iyi ya da kötü ne yansıtırsa ona aldanıyorlar. Son zamanlarda okullarda yaşanan olaylar ve ismini vererek reklamını yapmak istemediğim bir oyun yüzünden ne yazık ki birçok çocuğumuzu kaybettik. Okullarda çocuklar tarafından düzenlenen silahlı saldırılar oldu. Bunları farklı yerlere çekenler olsa da asıl sebep dijital dünyadır. Biz dijital dünyayı kötü olarak değil, iyi olarak hatırlamak isteriz. Projemizde tam da bu konuya değindik: Aile çocuğuna soğuk davranırsa, çocuk dijital dünyaya yönelir. Biz bu konuya bilim kurgu ve macera da kattık ki aileler oturup hem macerayı izlesin hem de bilim kurgunun tadına varsın. Türkiye’de genelde yapılmayan bir proje oldu. Elimizden geldiğince dijital dünyanın zararlarını ve bir yandan da faydalarını anlatmaya çalıştık. Umarım anlatabilmişizdir.
Süreç kimi zaman çok iyi, kimi zaman gergin, kimi zaman da komik geçti; güldük, eğlendik, üzüldük… Ancak burada en önemli şey ekip çalışmasıydı. Gönüllü bir proje oldu ve herkes elinden gelenin kat kat fazlasını yaptı. Ekip arkadaşlarıma, oyuncularıma —yani aileme— güvenerek bu yola çıktım ve hiç pişman değilim. Yeri geldi bana kızdılar, yeri geldi sevindiler. İlk yönetmenliğim olduğu için elbette hatalarımız olmuştur ama güzel bir iş çıkardığımıza inanıyorum. İnşallah seyircilerimiz de bu projeyi sever. Tabii dijital dünyayı tamamen kötülediğimiz yanlış anlaşılmasın; onun da güzellikleri var. Örneğin bir çift bilmediği bir yemek tarifini veya farklı bir tadı internetten öğreniyor; bu internetin bir faydasıdır. Ya da İslami açıdan bakarsak, Kur’an öğrenmek isteyen açıp internetten öğreniyor. Dijital dünyanın faydaları var fakat dünya genelinde kötü niyetli insanlar da var ve bu niyetlerini dijital dünyaya aktarıyorlar. Biz çocuklarımıza, kardeşlerimize soğuk davranır, mesafe koyarsak çocuk dijital dünyaya ve onun kötü tarafına yönelir. Ama sevdiklerimize soğuk davranmaz, onlarla ilgilenirsek dijital dünyanın iyi yönlerinden faydalanırız. Bizim burada anlatmak istediğimiz dijital dünyanın kötülüğü olsa da diğer açıdan bakarsanız iyi bir yüzü de var” ifadelerini kullandı.
“HİKÂYENİN ARKASINDA DAHA BÜYÜK BİR MESELE VAR”
Filmin diğer yönetmeni Hakan Orhan ise “Gölge Modu”nun yalnızca bilim kurgu ve gerilim unsurları üzerine kurulu bir yapım olmadığını vurguladı. Orhan, “Gölge Modu, yalnızca dijital bir oyunun içine hapsolan gençlerin hikâyesini değil, günümüz ailelerine yöneltilmiş güçlü bir uyarıyı anlatıyor. Oyun bağımlısı bir grup gencin masum görünen bir uygulamayla dijital bir tuzağa sürüklenmesi ve gerçeklikle bağlarının giderek koparak başka bir boyuta geçmeleri, aslında daha büyük bir meselenin metaforu” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLAR SAVUNMASIZ KALMASIN”
Filmin Uygulayıcı Yapımcılığını üstlenen Yönetmen Erkan İsa Şen de filmin merkezindeki aile-çocuk ilişkisine dikkat çekti. Şen, “Gölge Modu filmi; ailesinde bulamadığı ilgiyi, iletişimi ve aidiyet duygusunu dijital dünyanın sunduğu sahte mutluluklarda arayan çocukların ne kadar savunmasız hâle gelebileceğine dikkat çekiyor. Çünkü bazen bir çocuğun hangi oyunu oynadığını bilmemek, onun hangi dünyanın kapısından içeri girdiğini bilmemek anlamına gelmekte. Projenin senaristi Oğuzhan Üral da bu konuya en güzel şekilde temas etti zaten” değerlendirmesinde bulundu.
“BÜYÜK BİR EMEK VE ÖZVERİYLE HAYATA GEÇİRDİK”
Görüntü Yönetmeni Burak Şakar ise yaklaşık bir ay süren set maratonunun ardından ekibin ortaya koyduğu emeğe vurgu yaptı. Şakar, “Uzun ve heyecan dolu bir set sürecinin ardından Gölge Modu filmi başarıyla final yaptı. Büyük bir emek ve özveriyle hayata geçirdiğimiz filmimiz, çok yakında beyaz perdede seyirciyle buluşacak” dedi.
“ASIL SORU ŞU: BİZ NEREDEYDİK?”
Hem sanat ekibinde görev alan hem de kamera karşısına geçen Hayrettin Ekinci, filmin toplumsal referanslarının hikâyenin önemli parçalarından biri olduğunu belirtti. Ekinci, “Geçmişte çocukları ve gençleri psikolojik olarak etkileyen, onları istismar eden veya tehlikeli davranışlara sürüklediği iddia edilen dijital oluşumların toplumda yarattığı endişe, Gölge Modu’nun güçlü referans noktalarından biri. Ancak film yalnızca oyunları suçlayan bir yerde durmuyor; asıl soruyu ailelere ve topluma yöneltiyor: Çocuklarımız ekranın arkasında kendilerine başka bir dünya kurarken biz neredeydik? Bu film, ailelere izletilecek güçlü bir sosyal mesaj niteliği de taşıyor” dedi.
“KARANLIK TUZAK BAZEN EKRANIN İÇİNDE DEĞİLDİR”
Filmin Oyuncu Koçu Gülçin Sevinç de projenin vermek istediği mesajın teknoloji korkusundan çok, aile bağlarının korunması üzerine kurulduğunu ifade etti. Sevinç, “Gölge Modu, teknolojiden korkmayı değil, çocuklarımızla aramızdaki bağı kaybetmemeyi söylüyor. Çünkü dijital dünyanın en karanlık tuzağı bazen ekranın içinde değil, çocuğun gerçek hayatta hissettiği boşlukta başlıyor” ifadelerini kullandı.
BURSA’NIN TARİHİ VE DOĞAL MEKÂNLARI BEYAZ PERDEDE
“Gölge Modu”nun dikkat çeken yönlerinden biri de Bursa’nın tarihî ve doğal dokusunun filmin görsel dünyasına doğrudan dâhil edilmesi oldu. İznik’ten İnegöl’e uzanan çekim rotası, yapımın bilim kurgu atmosferiyle bölgenin gerçek mekânlarını aynı sinema evreninde buluşturdu. Filmin teknik ve yaratıcı ekibinde Ses Direktörü Yiğit Bora Doğan, Set Dekoratörü Fadime Üral ve Kostümcü Kevser Karaduman da görev aldı. Oyuncu kadrosunda ise Esila Çelik, Cavit Bakar, Mustafa Şahin, Hayrettin Ekinci, İbrahim Metin, Kadir Akman, Gülçin Sevinç, Yaren Güneş Kaynak, Çağın Şimşek, Pelin Karagöz, Mustafa Efe Karagöz, Ömer Doruk Avcı, Kumsal Pil, Burcu Yıldız, Seher Bakar, Muhammed İmrek, Şerife Mutlu, Yasemin Dönmez ve Kadir Fidan gibi isimler yer alıyor.
GİZEMLİ UYGULAMA ONLARI OYLAT’TAN İZNİK’E TAŞIYOR
Filmin hikâyesinin merkezinde, bir grup öğrencinin telefonlarına hiçbir uyarı vermeden yüklenen “Gölge Modu” adlı gizemli uygulama bulunuyor. Silinemeyen ve kapatılamayan uygulamanın gösterdiği konumu takip eden
gençlerin yolu, Bursa’nın İnegöl ilçesindeki Oylat Mağarası’na düşüyor. Mağarada karşılaştıkları açıklanamayan bir ışığın ardından ortadan kaybolan gençler, gözlerini İznik’teki Dikilitaş çevresinde bulunan gizemli bir ormanda açıyor. ncak burası bildikleri dünyanın kurallarının geçerli olduğu sıradan bir yer değil. Zamanın akmadığı, yolların sürekli değiştiği ve gerçeklik algısının giderek bozulduğu bu dünyada telefonlar da birer iletişim aracı olmaktan çıkarak gençlerin korkularını, seçimlerini ve gerçeklik algılarını yöneten bilinmeyen bir sistemin parçasına dönüşüyor. Karşılarına çıkan her yeni seviye, gençleri yıllar önce aynı gizemin içerisinde kaybolan Deniz Yalçın vakasına biraz daha yaklaştırırken, dış dünyada aileler ve polis ekipleri kayıp gençlere ulaşabilmek için zamana karşı
mücadele veriyor. Ancak karşı karşıya oldukları şey yalnızca gizemli bir uygulama değil. Zamanı, mekânı ve insan zihnini manipüle eden görünmez sistemin ardındaki gerçek, gençleri tahmin ettiklerinden çok daha büyük bir gizemin içerisine sürüklüyor. Psikolojik gerilim, gizem, macera ve bilim kurgu unsurlarını Bursa’nın gerçek tarihî ve doğal mekânlarıyla buluşturan “Gölge Modu”, hikâyesini Roma İmparatorluğu dönemindeki İznik’e kadar taşıyan yapısıyla çok katmanlı bir sinema evreninin kapılarını aralamaya hazırlanıyor. Yaklaşık bir aylık yoğun çekim sürecini İznik’te tamamlayan “Gölge Modu”, bundan sonraki süreçte post prodüksiyon aşamasına geçecek. Yapımın çalışmaların tamamlanmasının ardından beyaz perdede seyirciyle buluşması planlanıyor. Haber ; Cem Bayram SEÇEN
TURKKON’DA YENİ DÖNEM: EVRENSEL FATİH EMRE GENEL BAŞKANLIĞINA SEÇİLDİ
Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu’nun (TURKKON) gerçekleştirilen Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçim sonucunda Evrensel Fatih Emre, konfederasyonun yeni Genel Başkanı seçildi. Emre, Genel Başkanlık görevini, bugüne kadar konfederasyonun Genel Başkanlığını yürüten Osman Aksoy’dan devraldı. Genel Kurul’da gerçekleştirilen seçimlerde ayrıca Genel İdare Kurulu, Merkez Yürütme Kurulu, Denetim Kurulu ve Disiplin Kurulu üyeleri ile yurt içi ve yurt dışı teşkilat başkanlıkları da belirlendi. Seçilen organların görev süresi 3 yıl olarak belirlendi. Yeni yönetim döneminde, Türk dünyasının ortak kültürel değerlerinin yaşatılması, üye kuruluşlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve sosyal ve kültürel alandaki ortak çalışmaların genişletilmesi hedefleniyor. TURKKON’dan yapılan değerlendirmede, görevi devreden Osman Aksoy’a konfederasyon çatısı altında yürüttüğü
çalışmalar ve katkıları dolayısıyla teşekkür edildi. Açıklamada, Genel Başkanlığa seçilen Evrensel Fatih Emre’ye ve yeni dönemde görev alacak yönetim organlarına başarı dileklerinde bulunularak, yeni dönemin konfederasyon ve Türk dünyası açısından hayırlı olması temennisinde bulunuldu. TURAN DEVLETLERİ BİRLEŞİK KONFEDERASYONU (TURKKON) Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Girne’den Mersin’e gelen yolcu gemisi battı: Kaptan gözaltında
Öğle saatlerinde alabora olan yolcu feribotu, kaza esnasında Girne kıyılarının yaklaşık 2 kilometre açıklarındaydı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) bağlı Girne’den çıkarak Türkiye’de Mersin’in Taşucu Limanı’na doğru hareket ettiği belirtilen bir yolcu gemisi, pazar günü battı.Yerel basına göre, öğle saatlerinde alabora olan yolcu feribotu, kaza esnasında Girne kıyılarının yaklaşık 2 kilometre açıklarındaydı. Olayın ardından bölgeye Kıbrıs Türk Sahil Güvenlik ekiplerinin sevk edildiği bildirildi. Başbakan Ünal Üstel ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın olay yerine giderek yürütülen çalışmaları yerinde takip ettiği öğrenildi. Kıbrıs Postası, bölgedeki tüm hastanelerinin alarma geçirildiğini yazarken, olay sırasında çevrede ve kıyıda bulunan çok sayıda teknenin de yardım amacıyla gemiye doğru ilerlediği aktarıldı. Kazanın nedeni ise henüz bilinmiyor.
Hayatını kaybedenler var
Cyprus Mail gazetesine göre, söz konusu ferbiotta yaklaşık 270 kişi vardı. Bazı kaynaklar ise rakamın 267 olduğunu ileri sürüyor. KKTC Başbakanı Ünla Üstel, bu kişiler arasında hayatını kaybedenlerin olduğunu açıkladı. Üstel, gemiden 172 kişinin kurtarıldığını, 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de TRT’ye yaptığı açıklamada, “Maalesef can kayıpları var ve sağ kurtarılan yolcular var,” dedi: “Biz de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarıyla, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile birlikte gelişmeleri Büyükelçilik olarak yakından takip etmekteyiz. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Denizde olanların da bir an evvel kurtarılması için canla başla uğraş veren arama kurtarma ekiplerine başarılar diliyorum.”
Erhurman: ‘Kayıp kişilere ulaşmaya çalışıyoruz’
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhurman’dan da açıklama geldi. Erhurman, “7 can kaybı var, 23 kişiye ulaşmaya çalışıyoruz,” ifadelerini kullandı. Açıklamadan kısa bir süre sonra, ulaşmaya çalışılan kişi sayısı 17’ye düştü.
Gemi neden battı?
Kazanın kesin nedeni gelecek günlerde soruşturmayla ortaya çıkacak. Öte yandan, KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın bilgilendirme notunda, geminin Girne Limanı’na 8 kilometre mesafede yan yattığı belirtildi. Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Başçeri de, “Gemi yan yatmış durumda ve su alıyor,” ifadelerini kullandı. Kaptanın gemi ön ucundan çok fazla su almaya başladıktan sonra geri dönme çabasına giriştiği, ancak başarılı olamadığı öne sürülüyor. Ayrıca geminin eski bir gemi olduğu ve fiberglastan imal edildiği belirtiliyor.
Yolcuların uyardığı iddiası
Kazadan kurtulan bir yolcu, CNN Türk’e verdiği röportajda gemiye ilk olarak büyük bir dalganın çarptığını ve ardından gemiden güçlü bir çatırtı sesi geldiğini ifade etti. Yolcuların mürettebata geri
dönülmesi gerektiğini söylemesine rağmen gemi personelinin, bu tür durumların sık sık yaşandığını belirterek yolculuğa devam ettiği öne sürüldü. Bir süre sonra çok daha büyük bir sarsıntının meydana geldiğini anlatan kazazede, bu kez gemiden daha güçlü bir çatırtı ve yarılma sesi duyduklarını dile getirdi. Yaşanan ikinci sarsıntının ardından gemideki durumun daha ciddi hale geldiği, yolcuların ise kendi imkanlarıyla kurtulmanın yollarını aramaya başladığı aktarıldı.
Erdoğan’dan açıklama
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da pazar günü ilerleyen saatlerde yaptığı açıklamada Kıbrıs halkına “geçmiş olsun” dileklerini iletti. Milli Savunma Üniversitesi Harp Okulları Diploma Alma ve Sancak Devir Teslim Töreni’nde yaptığı açıklamada Erdoğan, “Seyir hâlindeyken alabora olan yolcu gemisi dolayısıyla milletimize ve Kıbrıs Türk halkına geçmiş olsun dileklerimi iletmek istiyorum,” dedi. “Kazanın hemen ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarıyla iş birliği içinde geniş çaplı arama kurtarma çalışmaları başlattık. Bu çalışmaların neticesinde 237 yolcu ve mürettebat sağ salim kurtarılırken maalesef 7 kardeşimiz hayatını kaybetti. Kayıplara ulaşmaya yönelik çalışmalar aralıksız devam ediyor.” Bu arada MHP Lideri Devlet Bahçeli de KKTC Başbakanı Üstel ile telefonda görüştü. KKTC Başbakanı Üstel, soruşturmada, gemi kaptanı ve 7 görevlinin gözaltına alındığını duyurdu. Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Aşık Ordo Türk Milli Takımı’na Destek
Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu (TURKKON), Kırgızistan’da düzenlenecek Göçebe Oyunları’nda mücadele edecek Aşık Ordo Türk Milli Takımı’na sponsor olarak ekipman desteğinde bulundu. Milli takımın ekipmanları, TURKKON Genel Merkezi’nde takım yetkililerine teslim edildi. TURKKON Genel Başkanı Evrensel Fatih Emre, milli takımın Kırgızistan’da Türkiye’yi ve Türk dünyasını en iyi şekilde temsil edeceğine inandığını belirterek, “Milli takımımızın Kırgızistan’da en iyi şekilde mücadele edeceğine ve ülkemizi gururla temsil
edeceğine canıgönülden inanıyorum. Yolunuz açık, başarınız daim olsun.” ifadelerini kullandı.
TURKKON, Türk dünyası arasındaki dayanışmayı güçlendiren sportif, kültürel ve sosyal faaliyetlere destek vermeye devam edeceğini ifade etti… Haber ; Cem Bayram SEÇEN




Bursa’da Motor Sesi Değil , Kural İstiyoruz !
Cem Bayram Seçen yazıyor
Bursa’nın caddelerinde son zamanlarda bir şey giderek daha fazla dikkat çekiyor: Motosikletlerin sayısı değil, bazı motosikletlilerin kuralları yok sayması! Artık şehir içinde yürürken, otomobil kullanırken, kavşaktan geçerken insanın gözü sürekli aynada. “Acaba sağdan bir motosiklet mi gelecek?” “Acaba kırmızı ışıkta duracak mı?” “Acaba kaldırımdan mı çıkacak?” “Acaba önümden bir anda makas atarak mı geçecek?” İşte asıl mesele burada. Ben motosiklete karşı değilim. Tam tersine… Motosiklet de bu şehrin bir ulaşım aracıdır. Kurallara uyan, kaskını takan, hız sınırına dikkat eden, yayaya ve diğer araçlara saygı gösteren binlerce motosiklet sürücüsü var. Ama kuralsızlığı normalleştirenlere itirazım var!
BURSA SOKAKLARI YARIŞ PİSTİ DEĞİL
Bursa’nın caddeleri yarış pisti değildir. Özellikle gecenin sessizliğinde egzoz sesleriyle mahalleleri ayağa kaldırmanın hiçbir açıklaması olamaz. Bir insan gece evinde uyuyor.Bir çocuk uyuyor.Yaşlı bir vatandaş dinleniyor. Sabah işe gidecek bir çalışan yatağında.Ve bir anda… VİZZZZZZ! Motor sesi bütün mahalleyi inletiyor. Bunun adı özgürlük değil. Bunun adı başkasının yaşam alanına saygısızlıktır. Motosiklet kullanmak bir özgürlük olabilir ama başkasının huzurunu bozmak özgürlük değildir.
KIRMIZI IŞIK NEDEN VAR?
Bursa’nın kavşaklarında zaman zaman öyle görüntülerle karşılaşıyoruz ki insan gerçekten şaşırıyor. Kırmızı ışık yanmış. Araçlar durmuş. Yayalar bekliyor. Ama bazı motosiklet sürücüleri için sanki kırmızı ışık yok! Sağdan geçiyor… Soldan geçiyor… Araçların arasından ilerliyor… Ve birkaç saniye kazanmak için herkesin hayatını riske atıyor. Soruyorum: O birkaç saniye gerçekten buna değer mi? Bir insanın hayatı birkaç saniyeden daha mı değersiz?
KALDIRIMLAR YAYALARINDIR!
Bir başka sorun da kaldırımlar. Bursa’da yaya yürümek zaten bazı bölgelerde başlı başına mücadele. Bir de kaldırıma motosiklet çıkınca vatandaş ne yapacak? Yolun ortasına mı inecek? Yaşlı vatandaş ne yapacak? Çocuk ne yapacak? Bebek arabasıyla yürüyen anne-baba ne yapacak? Kaldırımın amacı bellidir: Yaya içindir. Motosikletin yeri ise trafik kurallarının belirlediği yoldur.
“BEN MOTORCUYUM, BANA BİR ŞEY OLMAZ” MANTIĞI OLMAZ
Motosikletin en büyük avantajı çeviklik olabilir. Ama aynı zamanda sürücüyü koruyan kapalı bir otomobil gövdesi yoktur. Bu nedenle kuralsızlığın bedeli motosiklet sürücüsü açısından çok daha ağır olabilir. Zaten Türkiye’deki güncel veriler de bunun ciddi bir trafik güvenliği meselesi olduğunu gösteriyor. 2026’nın ilk dört ayında motosikletlerin tüm taşıtlar içerisindeki tescil oranı %21,3 olurken kazalara karışma oranı %47,1 olarak açıklandı. Motosiklet kazalarındaki kusurların önemli bölümünü hız, kavşaklarda geçiş önceliğine uymama ve şerit ihlalleri oluşturdu. Bu rakamlar bize bir şeyi söylüyor: Motosiklet meselesi artık sadece motosiklet sürücüsünün meselesi değildir. Bursa’nın trafik güvenliği meselesidir.
DENETİM SADECE CEZA KESMEK DEĞİLDİR
Burada yetkililere de büyük görev düşüyor. Denetim sadece belli günlerde yapılan uygulama olmamalı.Özellikle: Kırmızı ışık ihlalleri, aşırı hız, kaldırım kullanımı, tehlikeli şerit değiştirme,standart dışı ve aşırı gürültülü egzoz,kask ve koruyucu ekipman kullanımı, tescil ve diğer yasal yükümlülükler konusunda etkin ve sürekli denetim gerekiyor.Zaten İçişleri Bakanlığı 2026-2027 Motosiklet Denetimleri Eylem Planı kapsamında denetimlerin artırılması, trafik ışıklarında motosikletler için özel bekleme alanları ve güvenli şerit paylaşımı gibi uygulamaları gündeme aldı. Peki Bursa? Bursa bu uygulamaların neresinde?
MOTORCUYA DEĞİL, KURALSIZLIĞA KARŞIYIZ
Burada önemli bir ayrım yapalım. Bütün motosiklet sürücülerini aynı kefeye koyamayız. İşine gidip gelen…Kaskını takan…Sinyalini kullanan…Hızını kontrol eden… Yayaya yol veren…Trafik kurallarına uyan… Motosiklet kültürünü gerçekten bilen sürücülerimize saygımız var. Benim sözüm onlara değil.Benim sözüm: “Nasıl olsa motosikletim küçük, kimse bana bir şey yapamaz.” diyenlere. “Aradan geçerim.” diyenlere. “Kırmızı ışıkta kim bekler?” diyenlere. “Egzozumun sesi güzel.” diyerek bütün mahalleyi ayağa kaldıranlara.Ve en önemlisi: “Bana bir şey olmaz.” diye düşünenlere.
BURSA’DA TRAFİK KÜLTÜRÜ DEĞİŞMELİ
Bursa büyüyor. Nüfus artıyor. Araç sayısı artıyor. Motosiklet sayısı artıyor. Kurye trafiği artıyor. Elektrikli araçlar, bisikletler ve scooterlar da şehir hayatının parçası haline geliyor.Dolayısıyla artık eski trafik anlayışıyla bu şehri yönetmek mümkün değil. Yeni bir trafik kültürüne ihtiyacımız var. Bu kültürün temelinde ise tek bir kelime bulunmalı: SAYGI. Otomobil sürücüsü motosiklete saygı gösterecek. Motosiklet sürücüsü yayaya saygı gösterecek. Yaya trafik kurallarına uyacak. Kuryeler zaman baskısıyla tehlikeli davranmaya zorlanmayacak. Denetim ekipleri etkin olacak. Belediye ve ilgili kurumlar güvenli ulaşım altyapısını geliştirecek. Çünkü trafik yalnızca araçların hareket ettiği bir alan değildir. Trafik, insanların birbirine emanet edildiği bir yaşam alanıdır.
SON SÖZÜM MOTOSİKLET SÜRÜCÜLERİNE
Kardeşim… Sen o motosiklete bindiğinde sadece kendini değil, aileni de temsil ediyorsun. Seni evde bekleyen bir annen olabilir. Bir baban olabilir. Bir kardeşin olabilir. Bir çocuğun olabilir. Seni seven insanlar olabilir. Bir kırmızı ışıkta durmak seni küçültmez. Hızını azaltmak seni acemi yapmaz.Kask takmak seni korkak yapmaz.Yayaya yol vermek seni yavaşlatmaz. Tam tersine, seni gerçek bir sürücü yapar. Bursa’nın sokaklarında motor sesi olabilir. Ama kuralsızlığın sesi olmasın.Gaz açılabilir. Ama insan hayatının önüne geçilmesin. Motosikletler Bursa’nın trafiğinde olsun. Ama Bursa trafiği motosikletlerin kuralsızlığına teslim olmasın. Benim isyanım motora değil. Benim isyanım kuralsızlığa..! Köşe yazısı ; Cem Bayram Seçen