DOLAR 46,4818 0.02%
EURO 52,9323 -0.4%
ALTIN 6.172,24-1,44
BITCOIN 0%
Bursa
23°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

yonetimix

yonetimix

23 Haziran 2026 Salı

Starmer başbakanlıktan neden istifa etti ve İngiltere neler bekliyor

Starmer başbakanlıktan neden istifa etti ve İngiltere neler bekliyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Starmer’ın istifası, kamuoyunda aylardır düşen destek, İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde yaşadığı tarihi kayıplar ve parti içindeki liderlik tartışmalarının ardından geldi. İngiltere Başbakanı ve İşçi Partisi lideri Keir Starmer, yaklaşık 23 aylık iktidarının ardından görevinden istifa ettiğini açıkladı. Starmer, halefinin belirlenmesine kadar başbakanlık görevini sürdüreceğini belirtirken, kararıyla birlikte İngiltere son 10 yılda görevinden ayrılan 6. başbakanını görmüş oldu. Starmer’ın istifası, kamuoyunda aylardır düşen destek, İşçi Partisi’nin yerel seçimlerde yaşadığı tarihi kayıplar ve parti içindeki liderlik tartışmalarının ardından geldi. Son darbeyi ise geçen hafta yapılan Makerfield ara seçimlerinde eski Manchester Büyükşehir Belediye Başkanı Andy Burnham’ın elde ettiği dikkat çekici zafer vurdu.

Burnham’ın zaferi liderlik yarışını ateşledi  Makerfield’daki ara seçimde Reform UK adayını açık farkla geride bırakan Burnham, birçok İşçi Partili tarafından partinin yükselen sağ-popülist rakibi Reform UK’ye karşı seçim kazanabilecek en güçlü isim olarak görülmeye başlandı. Burnham’ın başarısı, Starmer’a yönelik liderlik baskısını hızla artırırken, parti içindeki birçok isim başbakanın görevi bırakması çağrısında bulundu. Başlangıçta liderlik yarışına gireceğini ve görevde kalacağını söyleyen Starmer, hafta sonu boyunca milletvekilleri ve parti yöneticileriyle yaptığı görüşmelerin ardından İşçi Partisi’nin bir sonraki genel seçime farklı bir liderle gitmek istediği sonucuna vardı.

Yerel seçimlerde tarihi hezimet  İşçi Partisi’nin son dönemde elde ettiği seçim sonuçları, Starmer üzerindeki baskının temel nedenlerinden biri. Parti İngiltere genelinde 1496 belediye meclisi üyesi kaybederek tarihinin en ağır yerel seçim yenilgilerinden birini aldı. Parti ayrıca 38 yerel yönetimin kontrolünü kaybetti. Bu kayıpların büyük bölümü, Nigel Farage liderliğindeki Reform UK’nin yükselişine bağlandı. Reform UK aynı seçimlerde 1451 sandalye ve 14 belediye kazanarak dikkat çekici bir çıkış yaptı. İşçi Partisi yalnızca İngiltere’de değil, İskoçya ve Galler’de de geriledi. Parti İskoçya’da beklenen yükselişi gerçekleştiremezken, Galler’de ise 1999’da kurulan parlamentonun tarihindeki ilk büyük iktidar kaybını yaşadı.

Savunma harcamaları krizi hükümeti sarstı  Starmer hükümetini zayıflatan bir diğer gelişme ise savunma harcamaları konusunda yaşanan anlaşmazlık oldu. Savunma Bakanı John Healey ve ardından Silahlı Kuvvetler Bakanı Al Carns görevlerinden ayrıldı. İstifaların merkezinde hükümetin Savunma Yatırım Planı için ayırdığı para var. Hükümetten 23 milyar sterlin talep ediliyordu, ancak yalnızca 10 milyar sterlin ayırma kararı alındı. Bu karar, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmaların sürdüğü bir dönemde savunma harcamalarının artırılması gerektiğini savunan parti içindeki isimlerin tepkisini çekti. Healey’nin istifası, Starmer’ın parti üzerindeki otoritesinin ciddi şekilde aşındığının ilk işareti olarak yorumlandı.

‘Sevgisiz seçim zaferi’nin sonu

Siyaset bilimcilere göre Starmer’ın düşüşü aslında göreve gelmeden önce başlamıştı. Exeter Üniversitesi’nden siyaset bilimci Nicholas Dickinson, The Conversation’da kaleme aldığı yazıda, 2024 genel seçimlerinde İşçi Partisi’nin büyük bir parlamento çoğunluğu elde etmesine rağmen, oyların yalnızca yüzde 34’ünü aldığını hatırlattı. Bu oran, İngiltere tarihinde çoğunluk hükümeti kuran partiler arasında kaydedilen en düşük oy oranlarından biri. Analistler, İşçi Partisi’nin başarısının büyük ölçüde Muhafazakâr Parti’nin zayıflamasından kaynaklandığını, seçmenlerin önemli bölümünün ise Starmer liderliğine hiçbir zaman güçlü bir destek vermediğini belirtiyor. Dickinson’a göre, Starmer liderliğindeki İşçi Partisi zamanla iki farklı cepheden baskı altında kaldı. Bir yandan Reform UK, partinin geleneksel işçi sınıfı bölgelerindeki oylarını aşındırırken, diğer yandan Jeremy Corbyn döneminden kalan ilerici seçmen tabanının bir kısmı Yeşiller Partisi ve bağımsız adaylara yöneldi. “Özellikle Gazze savaşı sonrasında bazı büyük şehirlerde bağımsız adayların elde ettiği başarılar, İşçi Partisi’nin kentli seçmen desteğinde de erozyona işaret ediyor.”

Yeni lider temmuz ayında belli olabilir  İşçi Partisi’nin yeni liderini seçmek için resmi takvim henüz açıklanmadı. Ancak Starmer’ın verdiği bilgilere göre adayların 9-16 Temmuz tarihleri arasında gerekli desteği toplaması gerekecek. Parti kurallarına göre adayların en az 81 milletvekilinin desteğini alması gerekiyor. Şu ana kadar adaylığını resmen açıklayan tek isim Burnham oldu. Sağlık Bakanlığı görevinden kısa süre önce ayrılan Wes Streeting ise liderlik yarışına girmeyeceğini duyurarak Burnham’a destek verdi. Başka bir aday çıkmaması halinde Burnham’ın doğrudan İşçi Partisi lideri olması ve temmuz ayı ortasında İngiltere’nin yeni başbakanı olarak Downing Street’e taşınması mümkün görünüyor.

Brexit sonrası siyaset hâlâ belirleyici  Uzmanlar, Starmer’ın istifasının, Brexit referandumunun İngiliz siyasetinde yarattığı fay hatlarının hâlâ etkisini sürdürdüğünü gösterdiğini belirtiyor. Seçmenlerin Brexit konusunda şekillenen kimlik temelli bloklar içinde hareket etmeyi sürdürdüğü, ancak bu blokların kendi içinde giderek daha fazla parçalandığı ifade ediliyor. Bu durumun hem Corbyn hem de Starmer dönemlerinde İşçi Partisi’ni farklı yönlere çekilen seçmen gruplarını aynı çatı altında tutmakta zorladığı değerlendirilirken, Starmer’ın istifası da bu uzun siyasi gerilimin son halkası olarak görülüyor. Dış haberler Editörü ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku

Türk sahipli yük gemisi Rus İHA’sı ile vuruldu

Türk sahipli yük gemisi Rus İHA’sı ile vuruldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ukrayna donanması, Rusya tarafından düzenlenen bir İHA saldırısının ardından Panama bayrağı altında seyreden Türk kuru yük gemisi Victress’te ‘büyük çaplı bir yangın’ çıktığını duyurdu. Başbakan Yardımcısı Kuleba, Telegram’da yaptığı paylaşımda, olayda 1 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Ukrayna Deniz Kuvvetleri, Türkiye’den Ukrayna’ya gitmekte olan Panama bayraklı Türk kuru yük gemisi Victress’in Rusya’ya ait bir insansız hava aracı (İHA) ile vurulduğunu açıkladı. Saldırı sonrası gemide “büyük çaplı bir yangın” çıktığı bildirildi. Ukrayna Başbakan Yardımcısı Oleksiy Kuleba da Telegram üzerinden yaptığı paylaşımda, gemiye yönelik saldırıda mürettebattan 1 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Kuleba, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, “Bir İHA saldırısı sonucu Panama bayrağı altında seyreden gemide yangın çıktı. Mürettebattan 1 kişi, 58 yaşındaki Mısır vatandaşı bir aşçı hayatını kaybetti,” dedi. Aralarında Türkiye ve Hindistan vatandaşlarının da bulunduğu 8 denizcinin saldırıdan bir can salıyla kaçmayı başardığını belirten Kuleba, geminin “büyük hasar gördüğünü ve denize elverişliliğini kaybettiğini” ekledi.

Ukrayna donanması ise Telegram paylaşımında, “Bu olay, Rusya Federasyonu’nun uluslararası deniz hukuku normlarını ihlal etmeye ve sivil taşımacılığa tehdit oluşturmaya devam ettiğini bir kez daha göstermektedir,” ifadelerine yer verdi. Kuleba’nın aktardığına göre, Ruslar ayrıca Palau ve Belize bayrakları altında seyreden gemilere de saldırdı ancak bu saldırılarda herhangi bir can kaybı yaşanmadı.Bağımsız kaynaklar Türkçe saldırıları ve gemi mürettebatının durumunu henüz bağımsız olarak doğrulayamadı.Dışişleri Bakanlığı’ndan da henüz saldırıya ilişkin bir açıklama gelmedi. Moskova ve Kiev, son haftalarda birbirlerine yönelik saldırıların dozunu artırdı. Gerilimdeki bu tırmanış, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da yaşanan en ölümcül çatışmayı sonlandırmayı amaçlayan ABD öncülüğündeki müzakerelerin fiilen tıkanmasının ardından geldi.

Pazartesi günü liman kenti Odessa’ya düzenlenen füze saldırısı ile güneydoğudaki Zaporijya’yı hedef alan İHA darbelerinde 2 sivil hayatını kaybetti. Kiev’in yoğun İHA taarruzu nedeniyle Moskova’daki 4 havalimanı pazartesi günü uçuşlara geçici olarak kapatıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, gece boyunca ülke genelinde 301 Ukrayna İHA’sının imha edildiğini iddia etti. Çatışmaların Karadeniz’deki ticari ve lojistik hatlara sıçraması nedeniyle Türkiye gibi kıyıdaş ülkeler uzun süredir teyakkuzda. Türkiye, son aylarda sınırlarına yakın bölgelerde çok sayıda insansız hava ve deniz aracını engelledi. Bölgede tırmanan riskler ve başıboş deniz mayınlarının Türk sahillerine kadar ulaşması üzerine; Türkiye, Romanya ve Bulgaristan öncülüğünde kara sularını mayınlardan temizlemek amacıyla ortak bir askeri görev gücü kurulmuştu. Haber ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku

İngiltere’deki Gösteriler Neyin Habercisi ?

İngiltere’deki Gösteriler Neyin Habercisi ?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İngiltere’de bu haftanın en önemli gelişmesi, ekonomik sıkıntılarla birleşen göç tartışmalarının sokaktaki gerilimi artırması oldu. Özellikle Kuzey İrlanda’nın başkenti Belfast’ta yaşanan olaylar, sadece bir asayiş meselesi değil; İngiltere’nin son yıllarda biriktirdiği sosyal, ekonomik ve siyasi sorunların dışa vurumu olarak görülüyor. Bir bıçaklı saldırı olayının ardından Belfast’ta göçmen karşıtı gösteriler başladı. Kısa sürede bazı bölgelerde olaylar şiddetlendi, evler ve araçlar hedef alındı, polis ile göstericiler arasında çatışmalar yaşandı. Yetkililer çok sayıda gözaltı yaparken hükümet olayları “ırkçı şiddet” olarak nitelendirdi.

Perde Arkasında Ne Var?  Uzmanlara göre mesele yalnızca göç değil.

 Ekonomik Sıkışmışlık , İngiltere ekonomisi son açıklanan verilerde yeniden daralma sinyali verdi. Yüksek enerji maliyetleri, savaşların etkileri ve hayat pahalılığı vatandaşın alım gücünü zorluyor. Ekonomik sıkıntı dönemlerinde toplumlar genellikle sorunların sorumlusunu aramaya başlıyor.

Göç Tartışmaları, Son yıllarda İngiltere’de göç konusu siyasetin merkezine yerleşti. Muhafazakârlar, İşçi Partisi ve sağ partiler arasında göç politikaları üzerinden sert tartışmalar yaşanıyor. Bazı siyasi hareketler sınırların daha sıkı kontrol edilmesini isterken, diğerleri toplumsal uyumu savunuyor.

Sosyal Medyanın Rolü, Yetkililer ve uzmanlar, olayların büyümesinde sosyal medyada yayılan doğrulanmamış bilgilerin etkili olduğunu belirtiyor. Özellikle saldırı görüntülerinin hızla yayılması ve olayların farklı şekillerde sunulması sokaktaki öfkeyi artırdı.

Siyasi Sonuçları Ne Olabilir?

İngiltere’de hükümet yalnızca ekonomik sorunlarla değil, savunma harcamaları ve güvenlik tartışmalarıyla da karşı karşıya. Savunma bütçesi konusunda yaşanan anlaşmazlıklar hükümet üzerinde yeni baskılar oluşturuyor. Analistler, önümüzdeki aylarda üç başlığın İngiliz siyasetini belirleyeceğini düşünüyor: Göç ve sınır güvenliği , Hayat pahalılığı ve ekonomik büyüme, Toplumsal uyum ve güvenlik politikaları

Türkiye Açısından Neden Önemli?  İngiltere, Türkiye’nin önemli ticaret ortakların dan biri. İngiliz ekonomisindeki yavaşlama Avrupa piyasalarını etkileyebilir. Ayrıca Avrupa’da yükselen göç ve kimlik tartışmaları, kıtanın genel siyasi iklimini şekillendiriyor. Sonuç , Belfast’ta başlayan olaylar aslında daha büyük bir tablonun parçası. İngiltere bugün yalnızca bir güvenlik krizi yaşamıyor; ekonomik durgunluk, göç baskısı, siyasi kutuplaşma ve sosyal medya etkisinin birleştiği çok katmanlı bir sınavdan geçiyor. Olayların nasıl sonuçlanacağı sadece İngiltere için değil, Avrupa’nın geleceği açısından da yakından takip ediliyor.  Haber Editörü ; Cem Bayram SEÇEN

 

Devamını Oku

ATEŞKES DEDİLER, KİMSE “ATEŞ” KELİMESİNE TAKILDI GALİBA

ATEŞKES DEDİLER, KİMSE “ATEŞ” KELİMESİNE TAKILDI GALİBA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya siyasetini takip etmek bazen mahalledeki iki inatçı komşunun kavgasını izlemeye benziyor. Bir tarafta Amerika, diğer tarafta İran. Bir gün “anlaştık” açıklaması geliyor. Ertesi gün füze haberleri. Sonraki gün “barış çok yakın. “Bir sonraki gün yeni tehditler. Vatandaş olarak haberleri takip ederken insanın aklı karışıyor. Meğer ateşkesin yeni tanımı çıkmış. Eskiden ateşkes demek silahların susmasıydı. Şimdi ise taraflar birbirine bakıp: “Biz aslında barış istiyoruz ama önce son bir açıklama yapalım.” “Biz de barış istiyoruz ama önce son bir cevap verelim.” “Biz de cevap verdik ama bu son cevap.”

“Bizimki de son cevap.”

derken ortalık yeniden hareketleniyor. Son günlerde tarafların anlaşmaya yaklaştığı yönünde açıklamalar yapılırken İran tarafından henüz nihai karar verilmediği yönünde açıklamalar geldi. Bu durum bana eski bir nişan merasimini hatırlatıyor. Aileler oturmuş. Tatlılar yenmiş. Yüzük masada. Fotoğrafçı hazır. Ama damatla gelin hâlâ “bir düşünelim” aşamasında. Dünya da masanın etrafında bekliyor: “Arkadaşlar yüzüğü takıyor musunuz takmıyor musunuz?” Yok. Önce bir açıklama daha. Sonra bir açıklamaya cevap. Sonra cevabın açıklaması. Sonra açıklamanın düzeltmesi. Bu kadar açıklama yapılsa üniversitede doktora tezi çıkar. Bir de işin ekonomik tarafı var. Petrol piyasaları her açıklamada kalp çarpıntısı geçiriyor. Bir lider mikrofonu görünce fiyatlar yukarı. Diğeri kameraya bakınca aşağı. Ekonomistler grafik çizmekten yoruldu. Grafik çiziyorlar, açıklama geliyor. Grafiği siliyorlar, yeni açıklama geliyor. En sonunda cetveli bırakıp kahve içmeye gidiyorlar. Aslında dünya siyasetinin en ilginç tarafı şu: Taraflar birbirlerine güvenmediklerini söylüyorlar. Ama birbirlerinin açıklamalarını dakika dakika takip ediyorlar. Sosyal medyada birbirini engellemiş iki kişinin gün boyu birbirinin profilini kontrol etmesi gibi… “Görmek istemiyorum.” Ama sürekli bakıyor.  Bu arada dünya halkları da işine gücüne bakmaya çalışıyor. Markete gidiyor. Faturayı ödüyor. Çocuğunu okula gönderiyor.  Ama bir bakıyor dünyanın öbür ucundaki açıklama cebindeki paranın değerini etkiliyor. Küreselleşme dedikleri şey biraz da bu galiba. Bir ülkede yapılan basın toplantısının yankısı başka bir ülkede manav tezgâhında hissediliyor. Sonuç olarak son haftaların özeti şu: Amerika “anlaştık” diyor. İran “henüz tam anlaşmadık” diyor. Uzmanlar “bekleyelim” diyor. Piyasalar “biz zaten gerginiz” diyor. Vatandaş ise televizyonun karşısında oturup aynı soruyu soruyor: “Arkadaşlar siz ateşkes mi yaptınız, yoksa ateşkes kelimesinin anlamı mı değişti?” Çünkü görünen o ki 21’inci yüzyılda savaş kadar karmaşık olan tek şey, savaşın bitip bitmediğini anlamak. Yazar ; Faik Balkan DEMİRSU

 

 

Devamını Oku

BEYAZ ET OPERASYONUNUN PERDE ARKASI: NEDEN ŞİMDİ, NEDEN BU KADAR BÜYÜK?

BEYAZ ET OPERASYONUNUN PERDE ARKASI: NEDEN ŞİMDİ, NEDEN BU KADAR BÜYÜK?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de beyaz et sektörü son yıllarda gıda enflasyonu, yem maliyetleri, üretim planlaması ve rekabet tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Sektöre yönelik son operasyon ve soruşturmalar da kamuoyunda önemli soruları beraberinde getirdi: Neden şimdi? Amaç ne? Tüketiciye etkisi ne olacak? Üreticiler ne diyor? Öncelikle belirtmek gerekir ki rekabet soruşturmaları veya operasyonlar bir şirketin ya da sektörün suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu tür süreçlerin amacı, piyasada rekabeti bozabilecek uygulamaların olup olmadığını araştırmaktır.

Beyaz Et Neden Stratejik Bir Sektör?

Türkiye’de kırmızı et fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle milyonlarca vatandaş için tavuk eti en ulaşılabilir hayvansal protein kaynağı durumunda. Bu nedenle beyaz ette yaşanan her fiyat hareketi doğrudan mutfak harcamalarına yansıyor. Uzmanlara göre tavuk fiyatları yalnızca tavuk üreticileri tarafından belirlenmiyor. Yem fiyatları, enerji maliyetleri, lojistik giderleri, döviz kuru, işçilik maliyetleri ve ihracat talebi de fiyatları etkiliyor. Ancak rekabet otoritelerinin dikkat ettiği konu farklı: “Piyasada fiyatların doğal piyasa koşullarıyla mı oluştuğu, yoksa firmalar arasında rekabeti sınırlayabilecek koordinasyonlar bulunup bulunmadığı.”

Operasyonun Zamanlaması Ne Anlama Geliyor?

Son dönemde gıda fiyatları Türkiye’nin en önemli ekonomik gündemlerinden biri haline geldi. Hükümet bir yandan enflasyonla mücadele ederken diğer yandan temel gıda ürünlerinde fiyat hareketlerini daha yakından izliyor. Ekonomi çevrelerinde üç temel görüş öne çıkıyor:  İlk görüşe göre operasyonların temel amacı tüketici fiyatlarını etkileyen sektörlerde rekabet koşullarını güçlendirmek. Çünkü tavuk eti birçok aile için kırmızı et yerine geçen temel protein kaynağı haline geldi. Buradaki fiyat hareketleri enflasyon sepetini doğrudan etkiliyor. İkinci görüş ise operasyonların yalnızca beyaz et sektörüne yönelik olmadığı yönünde. Son yıllarda çimento, perakende, zincir marketler, teknoloji ve çeşitli sanayi sektörlerinde de benzer rekabet soruşturmaları görüldü.

Bu bakış açısına göre devlet, büyük ölçekli sektörlere “piyasalar daha sık denetleniyor” mesajı veriyor. Üçüncü görüş ise ihracat bağlantılı. Türk beyaz et sektörü birçok ülkeye ihracat yapıyor. İhracat gelirleri üreticiler açısından önemli olsa da zaman zaman iç piyasadaki arz dengesi tartışmalarını gündeme getiriyor. Ekonomistler, ihracat ile iç piyasa arasındaki dengenin korunmasının kritik olduğunu vurguluyor. Kısa vadede operasyonların market raflarında ani fiyat düşüşü oluşturması beklenmiyor. Çünkü fiyatların önemli kısmı yem, enerji ve lojistik maliyetlerinden kaynaklanıyor. Ancak soruşturmalar sonucunda rekabet ortamını güçlendirecek kararlar çıkarsa orta ve uzun vadede tüketicinin daha avantajlı fiyatlarla karşılaşması mümkün olabilir.

Sektörün Savunması Ne?

Sektör temsilcileri ise çoğu zaman fiyat artışlarının temel nedeninin maliyetler olduğunu belirtiyor. Özellikle: Yem hammaddelerindeki artışlar Döviz kuru etkisi, Enerji giderleri , Nakliye maliyetleri ,İşçilik harcamaları, üreticilerin en sık dile getirdiği gerekçeler arasında yer alıyor. Bu nedenle sektör temsilcileri fiyat hareketlerinin yalnızca rekabet başlığıyla açıklanamayacağını savunuyor.

Asıl Soru: Türkiye Gıdada Nasıl Bir Yol İzleyecek? Operasyonun ötesinde daha büyük bir tartışma bulunuyor. Türkiye’nin artan nüfusu ve değişen tüketim alışkanlıkları karşısında gıda arz güvenliğini nasıl sağlayacağı önemli bir soru olarak duruyor. Uzmanlara göre sadece soruşturma ve denetim mekanizmaları değil; Yerli yem üretiminin artırılması, Tarımsal planlama, Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, Üretici finansmanının güçlendirilmesi, gibi yapısal adımlar da gerekiyor.

Sonuç ; Beyaz et sektörüne yönelik operasyonun perde arkasında yalnızca bir soruşturma değil, Türkiye’nin gıda güvenliği, enflasyonla mücadelesi ve rekabet politikaları bulunuyor. Önümüzdeki süreçte açıklanacak resmi bulgular soruşturmanın yönünü belirleyecek. Ancak şimdiden görünen gerçek şu: Mesele sadece tavuk fiyatları değil. Mesele, vatandaşın sofrasına uygun fiyatlı proteinin hangi koşullarda ulaşacağı ve Türkiye’nin gıda piyasalarının ne kadar rekabetçi çalıştığıdır. Bu nedenle beyaz et operasyonu, birkaç şirketi ilgilendiren bir gelişme olmaktan çok daha fazlası; Türkiye ekonomisinin mutfağında neler yaşandığını gösteren önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Haber ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku