08 Haziran 2026 Pazartesi
Güney Marmara Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Derneği, üyelerini Otantik Otel’de düzenlenen GÜMTOB geleneksel ‘Yaza Merhaba’ buluşması ile bir araya getirdi. Otantik Otel’de düzenlenen ‘Yaza Merhaba’ gecesine, tüm üyeler yoğun katılım sağladı. Renkli geçen gecenin açılış konuşmasını yapan GÜMTOB Yönetim Kurulu Başkanı Buğra Artıç, “Bu buluşmayı birliğimiz adına bundan sonraki geleneksel aktivitesi haline getirmeyi planlıyoruz. Mesleğimiz olan turizme şimdiye kadar nasıl inandıysak, bundan sonra da inanmaya devam ediyoruz ve bu yüzden de
değer katmak için elimizden gelen fazlasıyla yapmaya çalışıyoruz. Nitelikli ve hizmet kalitesi yüksek tesisleri ön plana çekmeyi amaçlıyoruz. Siz ne kadar güçlü ve başarılı olursanız bizler de o kadar güçlü ve başarılı olacağız dedi. Artıç’ın konuşmasının ardından turizm sektörüne hizmet ve destek sağlayan kamu kurum üst düzey yetkililerine Başkan Buğra Artıç tarafından teşekkür plaketi verildi. Ardından hediye çekilişi ve Djperformans ile gece devam etti. Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Bursa Otomobil Sporları Spor Kulübü (BOSSEK) tarafından organize edilen ve Türkiye otomobil sporlarının en köklü organizasyonlarından biri olarak kabul edilen 50. Yeşil Bursa Rallisi, üç gün boyunca yaşanan heyecan dolu mücadelelerin ardından başarıyla tamamlandı. Yarım asırlık geçmişiyle Türk motor sporları tarihinin simge organizasyonlarından biri olan ralli, bu yıl yalnızca sportif rekabetiyle değil, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk projeleriyle de dikkat çekti. Petrol Ofisi
Maxima 2026 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın üçüncü ayağı olarak gerçekleştirilen organizasyonda, Türkiye’nin en başarılı ekipleri Bursa’nın zorlu asfalt etaplarında mücadele etti. Orhaneli ve Keles bölgesindeki toplam 126,30 kilometrelik özel etaplarda gerçekleşen yarış sonunda Team Petrol Ofisi ekibi Kerem Kazaz-Corentin Silvestre ikilisi zafere ulaşırken, genç pilot Kerem Kazaz sezon liderliğini de sürdürmeyi başardı. Yarım
Asırlık Organizasyona Büyük İlgi Aloft by Marriott Bursa ana sponsorluğunda düzenlenen organizasyon, üç gün boyunca binlerce motor sporu tutkununu etaplara ve seyirci noktalarına çekti. Osmangazi Belediyesi önünden verilen seremonik start ile başlayan 50. Yeşil Bursa Rallisi, Bursa’nın dört bir yanında büyük bir heyecan yaratırken, gece seyirci etabı da organizasyonun en ilgi gören bölümlerinden biri oldu. Toplam 54 ekibin start aldığı
rallide 44 ekip finişe ulaşmayı başarırken, yarış boyunca yaşanan mücadeleler izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Dokuz özel etabın yedisinde en hızlı zamanı kaydeden Kerem Kazaz-Corentin Silvestre ekibi genel klasman birinciliğinin yanı sıra Sınıf 2, Genç Pilotlar ve Power Stage zaferlerini de hanesine yazdırdı. 50. Yılda Sadece Yarış Değil, Sorumluluk da Öne Çıktı Bu yıl 50. kez düzenlenen Yeşil Bursa Rallisi, BOSSEK’in son yıllarda hayata geçirdiği sürdürülebilirlik vizyonunun en
önemli örneklerinden biri olarak öne çıktı. FIA ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu’nun çevre politikalarına uyumlu şekilde yürütülen çalışmalar kapsamında organizasyon boyunca çevresel etkilerin azaltılmasına yönelik birçok uygulama gerçekleştirildi. Yarış öncesinde hayata geçirilen BOSSEK Hatıra Ormanı projesi kapsamında Mudanya Yörükali bölgesinde 10 bin fidan toprakla buluşturuldu. Özellikle orman yangınlarından etkilenen alanların yeniden
yeşertilmesine katkı sağlayan proje, 50. Yeşil Bursa Rallisi’nin çevresel mirasının en önemli parçalarından biri oldu. BOSSEK tarafından yürütülen karbon ayak izi dengeleme çalışmalarıyla birlikte organizasyonun çevre üzerindeki etkisinin azaltılması hedeflenirken, geri dönüşüm uygulamaları ve atık yönetimi süreçleri de etkinlik boyunca titizlikle uygulandı. Böylece Yeşil Bursa Rallisi, adındaki yeşil kimliği yalnızca etaplarında değil, organizasyon yaklaşımında da ortaya koymuş oldu. Çocuklar ve Gençler de Ralli Heyecanının Parçası Oldu 50. yıl etkinlikleri
kapsamında gerçekleştirilen sosyal sorumluluk çalışmaları da organizasyona ayrı bir değer kattı. Ralli haftası boyunca çocuklara ve gençlere yönelik gerçekleştirilen etkinliklerle motorsporlarının daha geniş kitlelere ulaşması hedeflendi. BOSSEK in geleceğin sporcularını ve bilinçli bireylerini yetiştirme vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilen faaliyetlerde çocuklar hem motor sporlarını yakından tanıma fırsatı buldu hem de çevre bilinci ve sürdürülebilirlik konusunda farkındalık kazandı. Böylece yarım asırlık organizasyon yalnızca bugünün sporcularını
değil, geleceğin motor sporları tutkunlarını da aynı heyecan etrafında buluşturdu. Bursa, Bir Kez Daha Rallinin Başkenti Oldu Bursa Valiliği koordinasyonunda, kamu kurumlarının güçlü desteğiyle gerçekleştirilen organizasyon boyunca güvenlik, ulaşım ve operasyon süreçleri sorunsuz şekilde yönetildi. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Osmangazi Belediyesi, Bursa İl Jandarma Komutanlığı, Bursa Orman Bölge Müdürlüğü, AFAD,
Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile diğer paydaş kurumların katkıları, organizasyonun başarıyla tamamlanmasında önemli rol oynadı. Efsane ralli, bu yıl Aloft by Marriot ana sponsorluğunda, Petrol Ofisi Maxima, Spor Toto, Osmangazi Belediyesi, Şentürk Otomotiv, Remed Assistance, Salados, Fora, Power App, AutoClub, Digiwuu, Mavi Yeşil Danışmanlık ve Bidijital katkılarıyla düzenlendi. Yarım asırlık geçmişi boyunca Türk ralli sporunun gelişimine yön veren Yeşil Bursa Rallisi, 50. Yılında da hem sportif hem de organizasyonel açıdan beklentileri karşılayan bir etkinlik oldu.. Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Venüs Kampüs Okulları öğrencilerinin yıl boyunca hazırladığı resim çalışmaları, Korupark AVM’de düzenlenen sergide sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Öğrencilerin hayal gücü, duygu dünyası ve yaratıcılıklarını yansıtan eserler ziyaretçilerden ilgi gördü.
Sergide yer alan çalışmalar, öğrencilerin sanatsal bakış açılarını ortaya koyarken, sanat eğitiminin çocukların özgüven gelişimine ve yaratıcı düşünme becerilerine katkısını da gözler önüne serdi. Birbirinden farklı teknik ve temalarla hazırlanan eserler, ziyaretçiler tarafından beğeniyle incelendi.
Venüs Kampüs Okulları yetkilileri, öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra sanatsal ve sosyal gelişimlerini de önemsediklerini belirterek, bu tür etkinliklerin çocukların
kendilerini ifade etmelerine önemli katkılar sağladığını ifade etti.
Sergide eserleri yer alan öğrenciler ve onlara rehberlik eden öğretmenler tebrik edilirken, etkinliğe ilgi gösteren ziyaretçilere de teşekkür edildi.
Venüs Kampüs Okulları, sanata değer veren eğitim anlayışıyla üretken, düşünen ve estetik bakış açısına sahip bireyler yetiştirmeye yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı. Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski devlet başkanı Dmitry Medvedev, son günlerde yaptığı sert açıklamalarla yeniden dünya gündeminin merkezine oturdu. Özellikle Romanya’ya düşen Rus menşeli insansız hava aracı sonrası Avrupa’ya yönelik kullandığı tehdit dili, Moskova ile NATO arasındaki tansiyonun yeni bir seviyeye çıktığını gösteriyor.
Medvedev, Avrupa ülkelerine “daha fazlasına hazır olun” mesajı verirken, Batı’nın Ukrayna’ya verdiği askeri desteğin artık doğrudan bir çatışma riskini büyüttüğünü savundu. Rus yetkili, Avrupa halklarının artık “huzurlu uyuyamayacağını” söyleyerek özellikle NATO ülkelerine gözdağı verdi.
Son açıklamalar yalnızca diplomatik sertlikten ibaret değil. Medvedev’in zaman zaman nükleer imalar içeren söylemleri de dikkat çekiyor. Özellikle NATO ülkelerindeki enerji altyapıları ve nükleer tesislerle ilgili kullandığı ifadeler, Avrupa basınında “yeni bir psikolojik savaş stratejisi” olarak yorumlandı.
Romanya’da yaşanan drone krizi ise olayların fitilini ateşleyen gelişme oldu. NATO, düşen hava aracının Rusya kaynaklı olduğunu açıklarken, ittifak “NATO topraklarının her karışını savunacağız” mesajı verdi.
Kremlin’in “sert yüzü” yeniden sahnedeBir dönem Batı ile daha yumuşak ilişkiler kurmaya çalışan Medvedev’in bugün geldiği nokta oldukça farklı. 2008-2012 yılları arasında Rusya Devlet Başkanlığı yapan isim, artık Kremlin’in en sert ve en saldırgan söylemlerini kullanan figürlerden biri olarak görülüyor. Uzmanlara göre Medvedev’in açıklamaları yalnızca kişisel çıkışlar değil; aynı zamanda Moskova’nın Batı’ya verdiği “kontrollü korku mesajı.”
Cem Bayram Seçen’in yorumuUluslararası siyasette bazen liderlerin söyledikleri kadar, neden o tonda konuştukları da önemlidir. Medvedev’in dili artık klasik diplomasi sınırlarının çok ötesinde. Bu durum iki ihtimali akıllara getiriyor: Ya Rusya gerçekten Batı ile daha büyük bir çatışmaya hazırlanıyor ya da Kremlin, sert açıklamalar üzerinden psikolojik üstünlük kurmaya çalışıyor. Ancak burada dikkat çeken başka bir detay daha var. Rusya sahada Ukrayna savaşında istediği hızda ilerleyemezken, söylem dozunun sürekli artması Moskova’nın askeri değil siyasi baskıyı büyütme stratejisine yöneldiğini düşündürüyor. Özellikle Avrupa kamuoyunda “savaş korkusu” oluşturmak, enerji ve güvenlik kaygılarını artırmak Kremlin açısından önemli bir araç haline gelmiş durumda. Öte yandan NATO cephesinin geri adım atmayan açıklamaları da Avrupa’nın artık 2022’deki kadar çekingen olmadığını gösteriyor. Romanya’daki drone olayı küçük bir sınır ihlali gibi görünse de, yanlış bir hesaplama daha büyük bir krizin kapısını aralayabilir. Dünya bugün belki yeni bir Soğuk Savaş yaşamıyor; ancak tarafların dili giderek daha sıcak, daha sert ve daha tehlikeli hale geliyor.. Haber Editörü .; Cem Bayram SEÇEN
Türkiye’de her bayram aynı cümleler kuruluyor: “Dönüş yolunda facia”, “Karşı şeride geçti”, “Aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetti”… Bu yıl da tablo değişmedi. Kurban Bayramı tatili boyunca meydana gelen trafik kazalarında 70 kişi yaşamını yitirdi. Yetkililer, bu rakamın son yıllardaki 9 günlük bayram tatilleri içinde en düşük can kaybı olduğunu açıkladı. İlk bakışta “iyileşme” var gibi görünüyor. Çünkü geçmiş yıllarla kıyaslandığında ölümlü kaza oranlarında düşüş dikkat çekiyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre
önceki bayram dönemlerinde 87, 110 ve 71 olan can kaybı sayıları bu yıl 70’e kadar geriledi. Ama burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Sayıların düşmesi gerçekten sorunun çözüldüğü anlamına mı geliyor? Nicelik Azalıyor, Nitelik Ağırlaşıyor, İşte tam da burada “nicelik” ve “nitelik” ayrımı devreye giriyor. Evet, toplam ölü sayısında düşüş olabilir. Daha fazla radar, daha sık denetim, dron destekli takip ve otoyol kontrolleri etkisini göstermiş olabilir. Nitekim son
bayramlarda milyonlarca araç denetlendiği ve ölümlü kazalarda yüzde 39’a yaklaşan düşüş yaşandığı açıklandı. Ancak kazaların niteliği değişmiyor. Çünkü bugün hâlâ aynı nedenlerle insanlar hayatını kaybediyor: Aşırı hız , Uykusuz direksiyon başına geçmek, Cep telefonu kullanımı , Emniyet kemeri ihlali, Hatalı sollama , Sabırsızlık ve “bir an önce yetişme” psikolojisi !! Geçen yıl açıklanan resmi analizlerde bayram kazalarının yüzde 41’inin doğrudan hız ihlalinden kaynaklandığı belirtilmişti. Demek ki mesele yalnızca yol değil. Mesele insan davranışı.!!
Dün ve Bugün: Ne Değişti?Eskiden bayram yolculukları daha kısa mesafelerde ve daha düşük araç yoğunluğunda gerçekleşiyordu. Bugün ise milyonlarca araç aynı saatlerde otoyollara çıkıyor. Navigasyon uygulamaları, hızlı ulaşım isteği ve “tatili son dakikaya kadar değerlendirme” kültürü trafik baskısını artırıyor.
Bir başka değişim de araçların teknik gücü.
1990’ların araçlarıyla bugünkü araçlar arasında dev fark var. Modern otomobiller daha hızlı, daha güçlü ve daha konforlu. Ancak bu durum bazı sürücülerde sahte bir güven duygusu oluşturuyor. İnsanlar “araç güvenli, bana bir şey olmaz” hissine kapılabiliyor. Oysa fizik hâlâ aynı fizik. 120 kilometre hızla yapılan bir hata, birkaç saniyede onlarca hayatı etkileyebiliyor.
Dünya ile Karşılaştırınca Türkiye Nerede?Avrupa ülkelerinde bayram yoğunluğu benzeri dönemlerde ölüm oranları Türkiye’ye göre daha düşük seyrediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri yalnızca ceza sistemi değil; trafik kültürü. Örneğin birçok Avrupa ülkesinde: Şerit disiplini çok daha yüksek, Takip mesafesi korunuyor, Uzun yol öncesi dinlenme kültürü yerleşmiş durumda, Emniyet kemeri
kullanımı neredeyse tartışmasız bir alışkanlık.
Türkiye’de ise trafik hâlâ bir “yarış alanı” gibi algılanabiliyor. Özellikle bayram dönüşlerinde sürücülerde ciddi bir psikolojik baskı oluşuyor: “Pazartesi işe yetişeceğim”, “Bir an önce eve varayım”, “Yol boşken basayım…” İşte kazaların büyük kısmı tam bu zihinsel kırılma anlarında oluyor.
Her bayram sonrası aynı manzarayı görüyoruz: Kazada parçalanmış araçlar, ağlayan aileler, kapanan yollar… Ama birkaç gün sonra her şey unutuluyor. Türkiye’de trafik meselesi artık sadece bir ulaşım problemi değil; toplumsal bir refleks sorunu haline geldi. İnsanlar trafikte birbirine tahammül etmiyor. Sinyal vermemek “kurnazlık”, hız yapmak “usta şoförlük”, makas atmak ise “özgüven” gibi görülüyor. Oysa gerçek şu: Trafikte en iyi sürücü hızlı giden değil, güvenli götürendir. Bugün Türkiye’de trafik kazaları yalnızca teknik eksikliklerden kaynaklanmıyor. Eğitim, stres, kontrolsüz şehirleşme, ekonomik baskı ve sabırsız yaşam kültürü de bu tabloyu büyütüyor.
Peki Ne Yapılmalı?Uzman olarak bilinmesi bazı temel gerçekler var: Bayram yolculukları gece değil gündüz yapılmalı, Her 2 saatte bir mola verilmeli, Hız limitleri “öneri” değil zorunluluk olarak görülmeli, Çocuklar mutlaka uygun koltukta seyahat etmeli , Direksiyon başında telefon tamamen bırakılmalı, “Yetişmek” yerine sağ salim gideceğin yere varmak” hedeflenmeli .!! Belki de en önemlisi şu: Bir mesaj geç cevap gelse hiçbir şey olmaz. Ama bir dikkatsizlik, bir ailenin hayatını tamamen değiştirebilir. Türkiye bu bayramda sayı olarak daha az can kaybetmiş olabilir. Ancak her kayıp, geride yarım kalan hayatlar bırakıyor. Ve aslında mesele tam da burada düğümleniyor: İstatistiklerde rakamlar azalıyor olabilir… Ama acının ağırlığı hâlâ aynı !! … Haber Editörü ; Cem Bayram SEÇEN