03 Kasım 2026 Salı
Bursa’da faaliyet gösteren Furkan Aydın Organizasyon, geçtiğimiz pazartesi günü Ada Davet’te düzenlediği Kadınlar Matinesi ile eğlence ve sosyal dayanışmayı bir araya getirdi. Piyanist Kübra Şimşek ve Grup Ezgi Orkestrası’nın sahne aldığı programda, davetliler müzik ve eğlence dolu bir akşam geçirdi. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilen çeşitli sahne gösterileri ve etkinlikler de geceye renk kattı. Etkinliğin en önemli yönünü ise sosyal sorumluluk amacı oluşturdu. Furkan Aydın Organizasyon tarafından düzenlenen programdan elde edilen gelirin Bursa Kanser Derneği’ne bağışlanması kararlaştırıldı. Böylece organizasyona katılan davetliler, sosyal dayanışmaya katkı sağlayarak anlamlı bir projeye destek verdi. Furkan Aydın Organizasyon Marka Kurucusu Furkan Aydın, etkinliğe ilişkin yaptığı açıklamada, organizasyon sektöründe yalnızca eğlence
odaklı çalışmalar yürütmeyi değil, aynı zamanda toplumsal fayda sağlayan projelere de öncülük etmeyi önemsediklerini belirtti. Aydın, organizasyona katılım sağlayan tüm davetlilere, sanatçılara ve emeği geçen herkese teşekkür ederek Bursa Kanser Derneği yararına gerçekleştirilen bu çalışmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Furkan Aydın Organizasyon, önümüzdeki dönemde de sosyal sorumluluk bilinciyle gerçekleştirilecek projelerde yer almaya devam etmeyi hedefliyor… Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Sandık çıkış anketlerine göre İliyana Yotova, Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda oyların yüzde 52’sini alabilir. Batı yanlısı rakibi Andrey Gyurov’un yaklaşık yüzde 45’te kaldığı tahmin edilirken, seçime katılım ise yüzde 29 oldu.Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda, sandık çıkış anketlerine göre, iktidardaki merkez sol partinin adayı İliyana Yotova oyların yüzde 52’sini alarak seçimi kazanabilir. Batı yanlısı rakibi Andrey Gyurov ise önemli bir farkla geride görünüyor. Seçime katılım oranı yüzde 29’da kaldı.Çıkış anketleri,
Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda mevcut Cumhurbaşkanı İliyana Yotova’nın çoğunluğun desteğini aldığını gösteriyor. İlk tahminlere göre, iktidardaki merkez sol İlerici Bulgaristan (PB) partisinin adayı Yotova oyların yüzde 52’sini alabilir. Sonuçların resmî verilerle doğrulanması halinde Yotova, Bulgaristan’ın doğrudan seçimle göreve gelen ilk kadın devlet başkanı olacak. Reform yanlısı ve Batı yanlısı muhalefet partilerinin desteklediği eski geçici başbakan ve rakibi Andrey Gyurov’un ise yaklaşık yüzde 45 oy aldığı tahmin ediliyor. Ukrayna’daki savaş, NATO’nun doğu kanadında yer alan Bulgaristan’daki seçim kampanyasında önemli bir rol oynadı. Yotova, kampanya boyunca Rusya ile müzakereler yoluyla Ukrayna’da barışçıl bir çözüm bulunmasını savundu. Yotova, Bulgaristan’ın “Barış Cumhurbaşkanı” olmak istediğini söyledi. Gyurov ise kampanya
sırasında Batılı ortaklarla daha yakın ilişkiler kurulmasını ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları karşısında Kiev’e daha güçlü destek verilmesini savundu. Seçim, Başbakan Rumen Radev’in Moskova’ya yakın politikalarıyla bilinen İlerici Bulgaristan partisi için de ilk büyük sınav oldu. Parti, Yotova’yı destekledi. 62 yaşındaki siyasetçi, Radev’in parlamentoya girmek üzere cumhurbaşkanlığından ayrılmasının ardından ocak ayında görevi devralmıştı. Gözlemciler, Yotova’nın Bulgaristan’ın Avrupa yönelimini korurken Rusya ile ilişkileri geliştirmeyi ve yaptırımların kaldırılmasını destekleyen Radev’in politikalarını sürdürmesini bekliyor. Güneydoğu Avrupa’daki AB üyesi ülkede düzenlenen seçim, Ukrayna’daki savaşın gölgesinde gerçekleşti. Son haftalarda Bulgaristan’ın yanı sıra komşu Romanya’nın Karadeniz’deki ekonomik bölgelerinde de ticari gemilere yönelik insansız hava aracı saldırılarının sıklığı arttı.
Bulgaristan’da cumhurbaşkanlığı makamı ağırlıklı olarak sembolik yetkilere sahip. Devlet başkanının yürütme yetkisi bulunmuyor ve önemli politika kararlarının parlamentodan geçmesi gerekiyor. Bununla birlikte, cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesi makamın siyasi ağırlığını artırıyor. Cumhurbaşkanı silahlı kuvvetlerin başında bulunuyor, yasaları veto edebiliyor, uluslararası anlaşmaları imzalıyor ve büyükelçileri atıyor. Bulgaristan’da cumhurbaşkanları beş yıllık dönem için doğrudan halk oylamasıyla seçiliyor ve en fazla iki dönem görev yapabiliyor. Haber , Cem Bayram SEÇEN
Karadeniz’de sadece 2022’de yaklaşık 50 bin deniz memelisi öldü. 2026 itibarıyla bu sayı 120 bini aştı. Bu rakam, Karadeniz’deki deniz memelisi nüfusunun yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmalar, Karadeniz’deki deniz yaşamına ağır zarar veriyor. Savaşın başladığı 2022’den bu yana bölgede 120 binden fazla yunus ve muturun öldüğü tahmin ediliyor. Uzmanlara göre askeri faaliyetler, patlamalar ve deniz kirliliği, Karadeniz ekosisteminde uzun yıllar sürecek tahribata neden oluyor. Karadeniz kıyısındaki balıkçılar ve kaçak avcılar, ağlarına dolanarak boğulan yunuslarla sık sık karşılaşıyor. Hayvanları ağlardan kurtarmak için yüzgeçlerini kesip yeniden denize bırakan balıkçıların bu müdahalesi, çoğu zaman yeterli olmuyor. Ağ izleri taşıyan yunusların cansız bedenleri daha sonra kıyıya vuruyor. Ukrayna’nın güneyindeki Tuzly Lagünleri Milli Doğa Parkı’nda baş araştırmacı olarak görev yapan Ivan Rusev, El Cezire gazetesine verdiği röportajda, savaş nedeniyle bu hayvanların ölüm oranının yüzlerce kat arttığını belirtiyor. Rusev’e göre, sadece 2022’de yaklaşık 50 bin deniz memelisi öldü. 2026 itibarıyla bu sayı 120 bini aştı. Bu rakam, Karadeniz’deki deniz memelisi nüfusunun yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor.
Patlamalar ve askeri sonar sistemleri yunusların yön bulmasını engelliyorYunuslar besin zincirinin en üst basamaklarında yer alıyor. Bu hayvanların sayısındaki büyük düşüş, mühimmat kaynaklı kimyasalların yanı sıra batırılan ya da hasar gören savaş gemileri, tankerler ve yük gemilerinden denize yayılan petrol, yakıt ve bitkisel yağlarla zaten zarar görmüş olan Karadeniz ekosistemini daha da olumsuz etkiliyor. Kıyıya vuran ölü yunusların bir kısmının yüzgeçleri yerinde olmasına rağmen aşırı zayıflamış görünmesi, hayvanların açlık çektiğine işaret ediyor. Savaş gemilerinden yapılan füze atışları, patlamalar ve askeri sonar sistemleri, yunusların hayatta kalmak için kullandığı temel yeteneklerden biri olan ekolokasyonu bozuyor. Ses dalgaları aracılığıyla çevrelerini algılayan hayvanlar, bu sistemin zarar görmesi nedeniyle yön bulmakta, iletişim kurmakta ve avlanmakta güçlük çekiyor. Rusev, “Bir yunus balık avlayamazsa hızla kilo kaybeder,” diyor. Güney Ukrayna’daki araştırma parkı, göçmen kuşlar için önemli bir konaklama ve üreme alanı olan, toplam 280 kilometrekarelik tuzlu lagünleri kapsıyor. Yunuslar avlanamadıklarında vücutlarında biriktirdikleri yağ dokusunu tüketmeye başlıyor. Ancak bu yağ dokusu, atık sulardan, tarımsal akıştan, mikroplastiklerden ve antibiyotiklerden kaynaklanan kirleticileri de içeriyor. Bu durum hayvanların kendi vücutlarında biriken zehirli maddelere maruz kalmasına yol açıyor. Bağışıklık sistemleri zayıflayan yunuslar, morbillivirüsün neden olduğu ölümcül solunum yolu enfeksiyonlarına yenik düşebiliyor.
Kakhovka Barajı’nın yıkılması da ekosisteme zarar verdiSavaşın yol açtığı uzun süreli çevresel tahribata, 2023’te Dinyeper Nehri üzerindeki büyük Kakhovka Barajı’nın yıkılması da eklendi. Barajın yaklaşık 18 kilometreküp suyu serbest kaldı. Gübre kalıntıları, ağır metaller ve makine yağıyla kirlenmiş bu suyun büyük bölümü çevreye yayıldı. Karadeniz’deki balık türleri de bu değişimlerden etkileniyor. Kefal ve lüfer gibi türlerin giderek daha az görülmesi dikkat çekiyor. Bölgedeki balıkçılık faaliyetleri ise çeşitli kısıtlamalar, yasaklar ve İstanbul yakınlarında da tespit edilen deniz mayınları nedeniyle sekteye uğruyor. Rusev, yunusların besin zincirinin en üstünde bulunması nedeniyle ekosistemdeki değişimlerden doğrudan etkilendiğini belirtiyor: “Zooplanktondan balıklara kadar her şey besin zinciri yoluyla onlara ulaşıyor.”
Bulgaristan, Romanya ve Türkiye’deki çevre koruma uzmanları da yunus ölümlerinde artış bildirdi. Ancak kıyıya vuran hayvanların ölüm nedenleri her zaman tespit edilemiyor. Bulgaristan’ın en eski doğa koruma kuruluşu Green Balkans’tan Dimitar Popov, El Cezire’ye yaptığı açıklamada, kıyıya vuran ölü deniz memelilerinin çoğunun ileri derecede çürümüş durumda olduğunu ve bu nedenle ağ izlerinin ya da diğer yaralanmaların tespit edilmesinin neredeyse imkânsız hale geldiğini söylüyor. Popov da savaş gemileri ve denizaltılarda kullanılan sonar sistemlerinin deniz memelilerini, ekolokasyon ve işitme yeteneklerini kesinlikle etkilediği görüşünde.Rus çevre gözlemcileri ise yunus ölümlerini herhangi bir ayrıntılı açıklama yapmadan “parazitlere” ve “viral enfeksiyonlara” bağlıyor. Kıyıya vuran ölü yunuslar, Ukrayna’da neredeyse her gün yaşanan insansız hava aracı ve füze saldırıları nedeniyle zaten tedirgin olan halkı da derinden etkiliyor. Üstelik ölü hayvanların yalnızca çok küçük bir bölümü kıyıya ulaşabiliyor.
Savaşın deniz ekosistemine verdiği zarar yalnızca yunuslarla sınırlı değil. Ukrayna’nın deniz ve hava araçlarıyla düzenlediği saldırılarda, Rusya’nın Karadeniz Filosunun amiral gemisi Moskva kruvazörü de dahil olmak üzere iki denizaltı ve yaklaşık 30 savaş gemisi batırıldı.
Bu gemilerin tamamında zehirli yakıt ve başka kimyasal maddeler bulunuyordu. Ukrayna’nın Rusya’nın “gölge filosu” olarak bilinen yaptırım altındaki petrol tankerlerine yönelik insansız hava aracı saldırılarında operatörlere özellikle gemilerin motorlarını hedef alma talimatı verilse de petrol ve yakıt sızıntıları yaşanmaya devam ediyor. Denize yayılan petrol, deniz yosunlarının üzerini kaplayan bir tabaka oluşturuyor. Bu durum yumuşakçaları ve balıkları zehirlerken, özellikle toplu ölümlerin görüldüğü mersin balıklarını etkiliyor. Her patlama balıkları sersemletiyor ve öldürüyor. Patlamaların sesi ve havada uçan insansız hava araçları, Kuzey Avrupa ile Orta Doğu arasında göç eden kuşları da ürkütüyor. Rusev, yeterli besin bulamayan kuşların kışlayacakları ya da yuva yapacakları bölgelere ulaşmak için ihtiyaç duydukları enerjiyi toplayamadıklarını belirterek, bunun bazı kuş popülasyonlarını yıllarca etkileyebileceğini söylüyor. Araştırmacıya göre patlamalardan ürken flamingolar, yıllar önce parkta yuva yapmaya başlamalarına rağmen kuluçkadaki yumurtalarını terk ediyor. Martılar ise terk edilen yumurtaları hemen yiyor. Rusev, savaşın bölgedeki yaban hayatı açısından tek olumlu sonucunun ise avcılık ve kaçak avlanmanın neredeyse durmasıyla yaban domuzu, karaca, tilki, çakal, tavşan ve porsuk sayılarının artması olduğunu belirtiyor. Ancak savaşın ardından ekosistemin toparlanması her tür için aynı hızda gerçekleşmeyecek. Böceklerin ve küçük memelilerin sayısının birkaç yıl içinde normale dönmesi beklenirken, yunus popülasyonunun eski seviyesine ulaşması onlarca yıl alabilir.Rusev, “Deniz ekosisteminin az çok normale dönmesi ve deniz memelisi popülasyonunun yenilenmesi için 30 ila 50 yıl gerekeceğini tahmin ediyoruz,” diyor. Haber ; Cem Bayram SEÇEN
Türk Anneler Derneği Bursa Şubesi, Fatih Erkoç Sanat Akademisi ve Mimarlar Odası iş birliğiyle düzenlenen Cumhuriyet Konseri, Bursa’da sanatın, Cumhuriyet değerlerinin ve toplumsal dayanışmanın güçlü bir buluşmasına dönüştü. Türk Anneler Derneği Bursa Şubesi ile Fatih Erkoç Sanat Akademisi’nin, Mimarlar Odası iş birliğiyle düzenlediği Cumhuriyet Konseri, Bursa’da unutulmaz bir geceye imza attı. BAOB’da gerçekleştirilen ve Cumhuriyetimizin 103. yılına ithaf edilen bu anlamlı organizasyon, müziğin evrensel diliyle Cumhuriyet coşkusunu bir araya getirirken, çocukların eğitimine destek olmayı amaçlayan güçlü bir dayanışma örneği sergiledi. Sanatın, eğitimin ve Cumhuriyet değerlerinin aynı
çatı altında buluştuğu gece, sanatseverlerin yoğun katılımı ve büyük bir coşkuyla gerçekleşti. Gecenin sunuculuğunu İbrahim Zeki Karabulut üstlendi. Bahadır Sevik yönetimindeki Fatih Erkoç Sanat Akademisi Korosu, özenle hazırlanan repertuvarı ve başarılı performansıyla izleyicilere müzik dolu anlar yaşattı. İki bölüm halinde gerçekleştirilen konserin ilk bölümünde sahne alan koro, Atatürk’ün sevdiği eserlerle Bursalılardan büyük alkış aldı. Koristlerin sahne enerjisi ve müziğe duydukları tutku, Cumhuriyet coşkusunu salona taşıdı. Gecenin ikinci bölümünde Erol Sayan Eserleri ile koro ve Türk müziğinin sevilen sanatçısı Fatih Erkoç sahne aldı. Güçlü yorumuyla izleyicilere unutulmaz bir müzik deneyimi sunan sanatçı, geceye ayrı bir renk ve heyecan kattı.
Cumhuriyet coşkusu 103 çocuğun eğitimine umut olacak Türk Anneler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Yasemin Mutlu, konser kapsamında yaptığı konuşmada eğitimin, çocukların geleceği ve toplumun gelişimi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Mutlu, konser gelirinin çocukların eğitim yolculuklarına katkı sağlamak amacıyla değerlendirileceğini ifade etti. Cumhuriyetimizin kazanımlarını yaşatmanın, gelecek nesillere aktarmanın ve çocukların eğitimine destek olmanın sorumluluğuyla gerçekleştirilen bu organizasyon, sanatın yalnızca bir estetik deneyim değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün ve dayanışmanın güçlü bir aracı olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Türk Anneler Derneği Bursa Şubesi, Fatih Erkoç Sanat Akademisi ve Mimarlar Odası’nın iş birliğiyle gerçekleştirilen konser, farklı kurumların ortak bir amaç etrafında buluşmasının değerini ortaya koydu. Sanatçılardan koristlere, organizasyon ekibinden gönüllülere, destekçilerden izleyicilere kadar pek çok kişinin emeğiyle hayata geçirilen gece, Bursa’nın kültür ve sanat yaşamına katkı sunarken eğitim alanında da anlamlı bir iz bırakmayı hedefledi. Cumhuriyetimizin 103. yılını müzikle, sanatla ve dayanışmayla kutlayan organizasyon, Bursa’da toplumsal
sorumluluk bilincinin ve ortak değerler etrafında birleşmenin güzel bir örneği olarak hafızalarda yerini aldı. Türk Anneler Derneği Bursa Şubesi olarak, bu anlamlı gecenin gerçekleşmesine katkı sunan tüm kurumlara, sanatçılarımıza, koristlerimize, gönüllülerimize, destekçilerimize ve bizlerle aynı heyecanı paylaşan tüm Bursalılara gönülden teşekkür ediyoruz. Cumhuriyetimizin aydınlık geleceğine, çocuklarımızın eğitimine ve sanatın birleştirici gücüne katkı sunmaya devam edeceğiz……… Haber ; Cem Bayram SEÇEN
ABD merkezli kruvaziyer işletmecisi Villa Vie Residences, İran’daki savaşın başlamasından bu yana yakıt maliyetlerindeki olağanüstü artış nedeniyle faaliyetlerini askıya aldı.İran savaşının başlamasından bu yana yakıt maliyetlerinde yaşanan olağanüstü artış nedeniyle faaliyetlerini durduran ABD merkezli Villa Vie Residences şirketinin işlettiği yolcu gemisinde seyahat eden yaklaşık 200 kişi, Kamboçya’daki bir limanda karaya çıkmak zorunda kaldı. şirket, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Kamboçya’daki faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu. Yakıt maliyetlerindeki olağanüstü artışın mevcut işletme
modelini “son derece zorlayıcı” hale getirdiğini belirten şirket, son aylarda yakıt tüketimini azaltmak için güzergâhı yavaşlatmak ve limanlarda daha uzun süre kalmak gibi önlemler aldığını ancak bunların artan maliyetleri karşılamaya yetmediğini bildirdi. Şirket açıklamasında, artan maliyetlerin tamamını gemide yaşayan yolculara yansıtmanın gerçekçi bir çözüm olmadığını belirtti. Önümüzdeki 60 gün içinde yeniden yapılandırma ve sermaye artırımı üzerinde çalışılacağını kaydeden şirket, bu sürecin sonucunun henüz garanti olmadığını vurguladı. 650 yolcu kapasiteli Odyssey adlı gemi, Ekim 2024’te Kuzey İrlanda’dan dünya turuna çıkmıştı. Yolcular, gemideki kamaraları tatil amacıyla kiralayabiliyor ya da satın alarak gemi hizmet verdiği sürece burada yaşayabiliyordu. Bazı yolcuların bu yolculuğa katılabilmek için sahip oldukları her şeyi sattığı belirtiliyor. Villa Vie Residences, Odyssey’yi yolculara “denizde kalıcı evleri” olarak sunmuştu. Gemideki bir süit için ömür boyu kullanım hakkının satış fiyatı yaklaşık 230 bin dolardan (206 bin 700 euro) başlıyordu. Ancak yolcular, Tayland Körfezi kıyısındaki Kamboçya’nın Sihanoukville limanına yapılan planlı bir uğrak sırasında gemiden inmeleri için yaklaşık yedi saat süre verildi. Preah Sihanouk eyaleti Vali Yardımcısı Long Dimanche, Bahamalar bayraklı geminin 23 Ekim’de Tayland’dan 203 yolcu ve 156 mürettebatla geldiğini, buradan Vietnam’a hareket etmesinin planlandığını söyledi. Dimanche, ani tahliye kararının çok sayıda emekliyi ve uzaktan çalışan kişiyi kendi ülkelerinden binlerce kilometre uzakta evsiz bıraktığını belirtti. Bazı yolcuların kentten uçakla ayrıldığını, bazılarının ise Sihanoukville’de kaldığını aktaran Dimanche, geminin yakıt ikmali yaptıktan sonra 31 Ekim’de limandan ayrılmasının beklendiğini söyledi.
‘Sorunlar zinciri’ResidentialCruising.com adlı blogu yürüten yolcu Randy Cassingham, “Abandon Ship!” başlıklı yazısında tahliye emrinin bir “sorunlar zincirinin” ardından geldiğini yazdı. AFP’ye konuşan Cassingham, geminin bir “lüks” gemi olmadığını, ancak şirket “para dilenmeye” başlayana kadar ulaşılabilir fiyatlı olduğunu söyledi. Villa Vie, açıklamasında kamara başına aylık yakıt giderinin ortalama bin 800 dolardan (bin 610 euro) Asya’nın bazı bölgelerinde 6 bin (5 bin 380 euro) ile 8 bin dolara (7 bin 170 euro) yükseldiğini belirtti. “Şirket bu ölçekteki artışı basitçe sakinlere yansıtamaz ve oluşan açık, mevcut işletme modelini sürdürülemez bir mali baskı altına sokmuştur,” denildi. Cassingham, şirketi mağdur yolculara yardım etmek için “absolut hiçbir şey yapmamakla” suçladı.Villa Vie, “tahliyeyi koordine etmek ve geçici konaklama imkânları belirlemek için sakinlerle birlikte çalıştığını” bildirdi. “Villa Vie Residences, bunun sakinler, mürettebat üyeleri ve çalışanlar için zor ve sarsıcı bir dönem olduğunun farkında ve planlar netleştikçe etkilenenleri desteklemek
için çalışıyor,” ifadesini kullandı. 1993’te inşa edilen ve yıllar içinde çeşitli kruvaziyer şirketleri tarafından farklı isimler altında işletildikten sonra 2020’de koronavirüs salgını yüzünden seferden çekilen Odyssey, 2023’te Villa Vie Residences tarafından satın alındı. Başlangıçta üç buçuk yıl sürmesi planlanan mevcut seyahat, geminin yeniden elden geçirildiği Kuzey İrlanda’nın Belfast kentinde 2024 Ekim’inde başladı. Sihanoukville, daha önce de kriz nedeniyle limana sığınan bir yolcu gemisini ağırlamıştı. Şubat 2020’de MS Westerdam adlı gemi, Covid-19 endişeleri nedeniyle beş ülkenin limanına kabul edilmemesinin ardından Kamboçya’ya yanaşmıştı. Gemide 600’den fazlası ABD vatandaşı olmak üzere bin 455 yolcu bulunuyordu. İki hafta boyunca denizde mahsur kalan geminin limana yanaşmasına dönemin Kamboçya Başbakanı Hun Sen, insani gerekçelerle izin vermişti. Yolcuların karaya çıkmasına ve ülkelerine dönmeleri için uçuş düzenlenmesine izin verilmesi Kamboçya’ya uluslararası övgü kazandırmıştı. Haber ; Cem Bayram SEÇEN