DOLAR 46,2874 0.15%
EURO 53,6017 -0.16%
ALTIN 6.277,080,31
BITCOIN 0%
Bursa
21°

HAFİF YAĞMUR

SABAHA KALAN SÜRE

yonetimix

yonetimix

13 Haziran 2026 Cumartesi

ATEŞKES DEDİLER, KİMSE “ATEŞ” KELİMESİNE TAKILDI GALİBA

ATEŞKES DEDİLER, KİMSE “ATEŞ” KELİMESİNE TAKILDI GALİBA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya siyasetini takip etmek bazen mahalledeki iki inatçı komşunun kavgasını izlemeye benziyor. Bir tarafta Amerika, diğer tarafta İran. Bir gün “anlaştık” açıklaması geliyor. Ertesi gün füze haberleri. Sonraki gün “barış çok yakın. “Bir sonraki gün yeni tehditler. Vatandaş olarak haberleri takip ederken insanın aklı karışıyor. Meğer ateşkesin yeni tanımı çıkmış. Eskiden ateşkes demek silahların susmasıydı. Şimdi ise taraflar birbirine bakıp: “Biz aslında barış istiyoruz ama önce son bir açıklama yapalım.” “Biz de barış istiyoruz ama önce son bir cevap verelim.” “Biz de cevap verdik ama bu son cevap.”

“Bizimki de son cevap.”

derken ortalık yeniden hareketleniyor. Son günlerde tarafların anlaşmaya yaklaştığı yönünde açıklamalar yapılırken İran tarafından henüz nihai karar verilmediği yönünde açıklamalar geldi. Bu durum bana eski bir nişan merasimini hatırlatıyor. Aileler oturmuş. Tatlılar yenmiş. Yüzük masada. Fotoğrafçı hazır. Ama damatla gelin hâlâ “bir düşünelim” aşamasında. Dünya da masanın etrafında bekliyor: “Arkadaşlar yüzüğü takıyor musunuz takmıyor musunuz?” Yok. Önce bir açıklama daha. Sonra bir açıklamaya cevap. Sonra cevabın açıklaması. Sonra açıklamanın düzeltmesi. Bu kadar açıklama yapılsa üniversitede doktora tezi çıkar. Bir de işin ekonomik tarafı var. Petrol piyasaları her açıklamada kalp çarpıntısı geçiriyor. Bir lider mikrofonu görünce fiyatlar yukarı. Diğeri kameraya bakınca aşağı. Ekonomistler grafik çizmekten yoruldu. Grafik çiziyorlar, açıklama geliyor. Grafiği siliyorlar, yeni açıklama geliyor. En sonunda cetveli bırakıp kahve içmeye gidiyorlar. Aslında dünya siyasetinin en ilginç tarafı şu: Taraflar birbirlerine güvenmediklerini söylüyorlar. Ama birbirlerinin açıklamalarını dakika dakika takip ediyorlar. Sosyal medyada birbirini engellemiş iki kişinin gün boyu birbirinin profilini kontrol etmesi gibi… “Görmek istemiyorum.” Ama sürekli bakıyor.  Bu arada dünya halkları da işine gücüne bakmaya çalışıyor. Markete gidiyor. Faturayı ödüyor. Çocuğunu okula gönderiyor.  Ama bir bakıyor dünyanın öbür ucundaki açıklama cebindeki paranın değerini etkiliyor. Küreselleşme dedikleri şey biraz da bu galiba. Bir ülkede yapılan basın toplantısının yankısı başka bir ülkede manav tezgâhında hissediliyor. Sonuç olarak son haftaların özeti şu: Amerika “anlaştık” diyor. İran “henüz tam anlaşmadık” diyor. Uzmanlar “bekleyelim” diyor. Piyasalar “biz zaten gerginiz” diyor. Vatandaş ise televizyonun karşısında oturup aynı soruyu soruyor: “Arkadaşlar siz ateşkes mi yaptınız, yoksa ateşkes kelimesinin anlamı mı değişti?” Çünkü görünen o ki 21’inci yüzyılda savaş kadar karmaşık olan tek şey, savaşın bitip bitmediğini anlamak. Yazar ; Faik Balkan DEMİRSU

 

 

Devamını Oku

BEYAZ ET OPERASYONUNUN PERDE ARKASI: NEDEN ŞİMDİ, NEDEN BU KADAR BÜYÜK?

BEYAZ ET OPERASYONUNUN PERDE ARKASI: NEDEN ŞİMDİ, NEDEN BU KADAR BÜYÜK?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de beyaz et sektörü son yıllarda gıda enflasyonu, yem maliyetleri, üretim planlaması ve rekabet tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Sektöre yönelik son operasyon ve soruşturmalar da kamuoyunda önemli soruları beraberinde getirdi: Neden şimdi? Amaç ne? Tüketiciye etkisi ne olacak? Üreticiler ne diyor? Öncelikle belirtmek gerekir ki rekabet soruşturmaları veya operasyonlar bir şirketin ya da sektörün suçlu olduğu anlamına gelmez. Bu tür süreçlerin amacı, piyasada rekabeti bozabilecek uygulamaların olup olmadığını araştırmaktır.

Beyaz Et Neden Stratejik Bir Sektör?

Türkiye’de kırmızı et fiyatlarının yüksek seyretmesi nedeniyle milyonlarca vatandaş için tavuk eti en ulaşılabilir hayvansal protein kaynağı durumunda. Bu nedenle beyaz ette yaşanan her fiyat hareketi doğrudan mutfak harcamalarına yansıyor. Uzmanlara göre tavuk fiyatları yalnızca tavuk üreticileri tarafından belirlenmiyor. Yem fiyatları, enerji maliyetleri, lojistik giderleri, döviz kuru, işçilik maliyetleri ve ihracat talebi de fiyatları etkiliyor. Ancak rekabet otoritelerinin dikkat ettiği konu farklı: “Piyasada fiyatların doğal piyasa koşullarıyla mı oluştuğu, yoksa firmalar arasında rekabeti sınırlayabilecek koordinasyonlar bulunup bulunmadığı.”

Operasyonun Zamanlaması Ne Anlama Geliyor?

Son dönemde gıda fiyatları Türkiye’nin en önemli ekonomik gündemlerinden biri haline geldi. Hükümet bir yandan enflasyonla mücadele ederken diğer yandan temel gıda ürünlerinde fiyat hareketlerini daha yakından izliyor. Ekonomi çevrelerinde üç temel görüş öne çıkıyor:  İlk görüşe göre operasyonların temel amacı tüketici fiyatlarını etkileyen sektörlerde rekabet koşullarını güçlendirmek. Çünkü tavuk eti birçok aile için kırmızı et yerine geçen temel protein kaynağı haline geldi. Buradaki fiyat hareketleri enflasyon sepetini doğrudan etkiliyor. İkinci görüş ise operasyonların yalnızca beyaz et sektörüne yönelik olmadığı yönünde. Son yıllarda çimento, perakende, zincir marketler, teknoloji ve çeşitli sanayi sektörlerinde de benzer rekabet soruşturmaları görüldü.

Bu bakış açısına göre devlet, büyük ölçekli sektörlere “piyasalar daha sık denetleniyor” mesajı veriyor. Üçüncü görüş ise ihracat bağlantılı. Türk beyaz et sektörü birçok ülkeye ihracat yapıyor. İhracat gelirleri üreticiler açısından önemli olsa da zaman zaman iç piyasadaki arz dengesi tartışmalarını gündeme getiriyor. Ekonomistler, ihracat ile iç piyasa arasındaki dengenin korunmasının kritik olduğunu vurguluyor. Kısa vadede operasyonların market raflarında ani fiyat düşüşü oluşturması beklenmiyor. Çünkü fiyatların önemli kısmı yem, enerji ve lojistik maliyetlerinden kaynaklanıyor. Ancak soruşturmalar sonucunda rekabet ortamını güçlendirecek kararlar çıkarsa orta ve uzun vadede tüketicinin daha avantajlı fiyatlarla karşılaşması mümkün olabilir.

Sektörün Savunması Ne?

Sektör temsilcileri ise çoğu zaman fiyat artışlarının temel nedeninin maliyetler olduğunu belirtiyor. Özellikle: Yem hammaddelerindeki artışlar Döviz kuru etkisi, Enerji giderleri , Nakliye maliyetleri ,İşçilik harcamaları, üreticilerin en sık dile getirdiği gerekçeler arasında yer alıyor. Bu nedenle sektör temsilcileri fiyat hareketlerinin yalnızca rekabet başlığıyla açıklanamayacağını savunuyor.

Asıl Soru: Türkiye Gıdada Nasıl Bir Yol İzleyecek? Operasyonun ötesinde daha büyük bir tartışma bulunuyor. Türkiye’nin artan nüfusu ve değişen tüketim alışkanlıkları karşısında gıda arz güvenliğini nasıl sağlayacağı önemli bir soru olarak duruyor. Uzmanlara göre sadece soruşturma ve denetim mekanizmaları değil; Yerli yem üretiminin artırılması, Tarımsal planlama, Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, Üretici finansmanının güçlendirilmesi, gibi yapısal adımlar da gerekiyor.

Sonuç ; Beyaz et sektörüne yönelik operasyonun perde arkasında yalnızca bir soruşturma değil, Türkiye’nin gıda güvenliği, enflasyonla mücadelesi ve rekabet politikaları bulunuyor. Önümüzdeki süreçte açıklanacak resmi bulgular soruşturmanın yönünü belirleyecek. Ancak şimdiden görünen gerçek şu: Mesele sadece tavuk fiyatları değil. Mesele, vatandaşın sofrasına uygun fiyatlı proteinin hangi koşullarda ulaşacağı ve Türkiye’nin gıda piyasalarının ne kadar rekabetçi çalıştığıdır. Bu nedenle beyaz et operasyonu, birkaç şirketi ilgilendiren bir gelişme olmaktan çok daha fazlası; Türkiye ekonomisinin mutfağında neler yaşandığını gösteren önemli bir gösterge niteliği taşıyor. Haber ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku

DÜNYA KAYNIYOR, TÜRKİYE DENGE ARIYOR

DÜNYA KAYNIYOR, TÜRKİYE DENGE ARIYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir haftayı daha geride bırakırken dünya gündemine baktığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça net: Belirsizlik artık istisna değil, yeni normal haline geldi. Bu hafta küresel siyasetin merkezinde yine Orta Doğu vardı. İsrail-İran hattındaki gerilim piyasaların sinir uçlarına dokunmaya devam etti. Petrol fiyatları yükseldi, enerji maliyetleri yeniden tartışma konusu oldu. Küresel yatırımcılar güvenli liman arayışına yönelirken dünya ekonomisinin önündeki en büyük risklerden birinin jeopolitik krizler olduğu bir kez daha görüldü. Ancak yalnızca savaş ve diplomasi konuşulmadı. Amerika Birleşik Devletleri’nde açıklanan ekonomik veriler, enflasyonla mücadelede işlerin henüz bitmediğini gösterdi. Güçlü istihdam verileri sonrasında piyasalarda Amerikan Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde daha temkinli davranacağı beklentisi güçlendi. Bunun sonucu olarak dolar değer kazanırken gelişmekte olan ülkeler üzerindeki baskı arttı. Dünyanın başka bir gerçeği de yapay zekâ ekonomisi oldu. Son iki yıldır teknoloji hisseleri üzerinden büyüyen küresel iyimserlik bu hafta biraz nefes aldı. Uzmanlar artık yalnızca teknoloji üretmenin değil, teknolojiyi ekonomik değere dönüştürmenin önemine dikkat çekiyor. Dünya yeni bir sanayi devriminin eşiğinde ilerlerken ülkeler arasındaki rekabet de sertleşiyor. Türkiye cephesine baktığımızda ise ekonomi yine gündemin ilk sırasında yer aldı. Gözler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz kararındaydı. Para politikasındaki sıkı duruş sürerken piyasalar enflasyonla mücadele sürecinin sonuçlarını yakından izliyor. Kur tarafında yaşanan hareketlilik vatandaşın günlük hayatında hissedilmeye devam ediyor. Doların yükselişi ithalat maliyetlerini artırırken üretici üzerindeki baskıyı da beraberinde getiriyor. Buna rağmen ihracatçı kesim rekabet avantajını korumaya çalışıyor. Tarım sektöründe ise dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Çiftçiye yönelik desteklerin artırılması yönündeki açıklamalar kırsal bölgelerde olumlu karşılandı. Ancak uzmanlar yalnızca desteklerin değil, üretim planlamasının da önemine dikkat çekiyor. Siyasette ise yaz aylarının yaklaşmasına rağmen hareketlilik sürüyor. Partiler yerel ve genel gündem başlıkları üzerinden pozisyonlarını güçlendirmeye çalışırken seçmenin temel beklentisi ekonomik rahatlama olmaya devam ediyor. Vatandaş için artık tartışmaların değil sonuçların önemi daha büyük. Bu haftanın en dikkat çekici yönlerinden biri ise dünyanın ve Türkiye’nin aynı sorular etrafında dönmesiydi: Enerji fiyatları nereye gidecek? Enflasyon gerçekten kontrol altına alınabilecek mi? Savaşlar ekonomiyi ne kadar etkileyecek? Yapay zekâ çağında hangi ülkeler öne çıkacak? Bu soruların cevapları henüz net değil. Ancak görünen o ki 2026 yılı yalnızca ekonomik rakamların değil, stratejik kararların da yılı olacak.

Haftanın sonunda geriye dönüp baktığımızda şu gerçeği görüyoruz:

Dünya artık yalnızca ekonomik göstergelerle yönetilmiyor. Bir füze haberi, bir merkez bankası açıklaması veya bir yapay zekâ yatırımı aynı gün içinde piyasaların yönünü değiştirebiliyor. Böylesine karmaşık bir dönemde ülkelerin en büyük ihtiyacı güçlü kurumlar, öngörülebilir politikalar ve toplumsal dayanıklılık. Önümüzdeki hafta yeni gelişmeler yaşanacak. Ancak değişmeyen gerçek şu: Dünya hızlanıyor. Bu hıza ayak uydurabilenler kazanacak, geride kalanlar ise sadece olup biteni izlemek zorunda kalacak.  Editör  ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku

LE MANS YARIŞI: CADİLLAC, BMW’DEN 0.005 SANİYE FARKLA POLE POZİSYONUNU KAPTI. SONRA DA CEZA ALDI

LE MANS YARIŞI: CADİLLAC, BMW’DEN 0.005 SANİYE FARKLA POLE POZİSYONUNU KAPTI. SONRA DA CEZA ALDI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Jack Aitken’in son anda yaptığı bir hamle, Fransız klasiği yarışında Cadillac’a pole pozisyonunu çok az bir farkla kaptırmasına ramak kala, kural ihlali nedeniyle 10. sıraya geriletildi. BMW , Cadillac’ın beş binde bir saniye daha hızlı olan denemesinin hakemler tarafından geçersiz sayılmasının ardından, Dries Vanthoor ile 2026 Le Mans 24 Saat yarışında pole pozisyonunu elde etti .

Hiper otomobil

Hyperpole 1’de, Earl Bamber’in 38 numaralı Cadillac’ıyla elde ettiği 3 dakika 23.722 saniyelik erken tur derecesi, yarışın yarısına kadar liderliği elinde tutarken, Genesis’ten Mathieu Jaminet 19 numaralı araçla 3 dakika 23.965 saniyelik derecesiyle ikinci sırada yer aldı. Aston Martin’ler sıralamanın alt sıralarında zorlanıyordu; Ross Gunn’ın 007 numaralı aracı liderin 1.2 saniye gerisinde kalırken, Marco Sorensen’in 009 numaralı aracı da liderin 1.9 saniye gerisindeydi. 20 numaralı BMW, 51 numaralı Ferrari ve en hızlı açılış sektörünü elde eden 12 numaralı Cadillac da elenme riskiyle karşı karşıyaydı.

Seansın son dakikalarında önemli gelişmeler yaşandı ve Sheldon van der Linde , 20 numaralı BMW ile referans derecesinden yarım saniye daha hızlı bir şekilde rahat bir liderlik elde etti. Ancak, Bamber’in 3 dakika 23.187 saniyelik yeni derecesine ve Mathys Jaubert’in kullandığı 17 numaralı Genesis’e 3 dakika 23.126 saniyelik derecesine çok az farkla -ama hızla- geçildi. Cadillac’ın Yeni Zelandalı pilotu 3 dakika 23.091 saniyelik derecesiyle son sözü söylemiş olabilir, ancak Alpine’den Charles Milesi 35 numaralı araçla öne geçerek 3 dakika 23.018 saniyelik bir derece elde etti. İlk yedi araç arasında üç saniyeden az bir fark vardı. Toyota’lar zaman çizelgesinin en alt sıralarında yer aldı; Kamui Kobayashi (#7) ve Ryo Hirakawa (#8) sırasıyla Milesi’nin 1.25 saniye ve 1.56 saniye gerisinde kaldı. Kardeş araç #36 Alpine ( Jules Gounon ), #50 Ferrari ( Antonio Fuoco ) ve #007 Aston Martin de Hypercar 2’ye katılma hakkını elde edemedi; sadece ilk 10 araç elemeleri geçti.  Dries Vanthoor, Hyperpole 2’de erken bir tempo belirledi. 15 numaralı BMW, haftanın ilk 3 dakika 23 saniyenin altındaki turunu 3 dakika 22.745 saniye ile gerçekleştirdi. Robin Frijns, 20 numaralı araçla geçici olarak BMW’ye 1-2’lik bir sonuç getirdi, ancak 1.2 saniye geride kaldı. Beş dakika kala, Belçikalı sürücünün iki saniye gerisinde başka hiçbir tur zamanı kaydedemedi. Vanthoor 3 dakika 22.564 saniyelik bir dereceyle bu farkı ikiye katladı, ancak Aitken mükemmel bir son sektör performansı sergileyerek 38 numaralı Jota Cadillac ile pole pozisyonunu sadece 0.005 saniye farkla kaptı  – ta ki aldığı cezaya kadar. Will Stevens, 12 numaralı Cadillac ile 3 dakika 23.078 saniyelik derecesiyle ikinci oldu. Onu sırasıyla 35 numaralı Alpine ( Antonio Felix da Costa ), 20 numaralı BMW (Frijns), 101 numaralı WTR Cadillac ( Filipe Albuquerque ) ve 19 numaralı Genesis ( Paul-Loup Chatin ) takip etti; son üç araç arasındaki fark 0.06 saniye idi. Aston Martin ve Ferrari, sırasıyla Roman de Angelis ve James Calado ile oldukça geride kalırken , 17 numaralı Genesis, Andre Lotterer ile ilk sıralamada en sonda yer aldı  .

Panis, LMP2’de pole pozisyonunu aldı.

Toyota’nın genç pilotu Esteban Masson, #29 Forestier Racing by Panis Oreca 07 aracını LMP2 sınıfında pole pozisyonuna taşıdı. Kanadalı-Fransız sürücü, en iyi dereceyi elde etmek için yeterli olan iki tur zamanı kaydetti ve sonunda 28 numaralı IDEC Sport Oreca’daki Job van Uitert’in 0.387 saniye önünde yarışı tamamladı. Van Uitert, 15 dakikalık Hyperpole 2 seansının başlarında liderliği elinde tuttu ancak sıralamada giderek geriledi ve son anda yaptığı 3 dakika 33.242 saniyelik bir dereceyle LMP2’nin ön sırasındaki yerini garantiledi. Hollandalı sürücünün elde ettiği süre, eski Formula 1 pilotu Jack Doohan’ı Le Mans’taki ilk yarışından önce üçüncü sıraya geride bıraktı. Nick Yelloly, geçen yıl sınıf birincisi olan 43 numaralı Inter Europol aracıyla sıralama turlarında dördüncü sırada yer alırken, Alex Quinn’in CrowdStrike by APR aracı üçüncü oldu. Porsche GTP pilotları Julien Andlauer ve Kevin Estre, Duqueine ve TDS Racing adına sırasıyla altıncı ve yedinci sırada yer alırken, ilk 10’u Matthieu Vaxiviere ( AF Corse ) ve Reshad de Gerus (#343 InterEuropol) tamamladı . United Autosports’un araçlarından hiçbiri Hyperpole 2’ye çıkamadı ve #26 Vector Sport, #37 CLX Motorsport ve #9 Proton araçlarıyla birlikte eleme bölgesine girdi. CLX Motorsport, Çarşamba günü yapılan ilk sıralama turlarında ikinci en hızlı isim olmuştu, ancak Michael Jensen seansın başlarında yaşadığı spin olayından bir türlü kurtulamadı ve sıralama turlarında 14. sırada yer aldı.

Aston, LMGT3’te birinciliği elde etti.

Heart of Racing, LMGT3 kategorisi sıralama turlarında üstünlük sağladı ve fabrika Aston Martin pilotu Mattia Drudi, neredeyse bir saniyelik farkla pole pozisyonunu elde etti. İlk denemesi pist sınırlarını ihlal ettiği için iptal edildikten sonra, Drudi 3 dakika 52.433 saniyelik muhteşem bir zaman elde ederek 27 numaralı Aston Martin Vantage GT3’ü LMGT3 gridinin önüne taşıdı. Bu, ikinci denemesinin iptal edilen önceki denemesinden biraz daha yavaş olmasına rağmen gerçekleşti. Alessio Rovera, #21 AF Corse Ferrari 296 GT3 ile güçlü bir performans sergileyerek ikinci sırayı aldı ve Jose Maria Lopez ile Jack Hakwsworth’un kullandığı iki ASP Lexus RC F GT3’ü geride bıraktı .  İki WRT BMW M4 GT3, beşinci ve altıncı sırada yer alırken, Sean Gelael, Parker Thompson’ın kullandığı kardeş aracı geride bıraktı. Dennis Marschall, Kessel Ferrari ile yedinci olurken, Jonny Adam 23 numaralı Heart of Racing Aston ile sekizinci sırada yer aldı. Timur Boguslaskiy, 91 numaralı Manthey Porsche 911 GT3 R ile dokuzuncu en hızlı isim olurken, Ben Tuck ise 77 numaralı Proton Ford ile 10. sırada yer aldı. Eski Williams F1 pilotu Logan Sargeant, Hyperpole 2’ye katılma hakkını sadece yarım saniye farkla kaçırdı ve 88 numaralı Proton Ford Mustang GT3, sıralama turlarında 11. sırada yer aldı. İki Iron Lynx Mercedes AMG GT3’ten hiçbiri de pole pozisyonu mücadelesine kalamadı ve sırasıyla 12. ve 13. sıralarda yer aldı. Öte yandan Francesco Castellacci’nin spin atması , 54 numaralı AF Corse Ferrari 296 GT3’ün 14. sırada kalmasına neden oldu. Ancak Hyperpole 2’nin en dikkat çekici eksikliği, şampiyonada lider durumda olan 92 numaralı Manthey Porsche 911 GT3 oldu; Riccardo Pera’nın direksiyonunda olduğu araç, 15. sırada ve en yavaş isim olarak yarışı tamamladı. Motorsporları haber Editörü ; Cem Bayram SEÇEN

 

 

Devamını Oku

FOM HATASINI KABUL ETTİ, ALPİNE MONACO’DAKİ TEMYİZ SÜRECİNDE İLK ENGELİ AŞTI

FOM HATASINI KABUL ETTİ, ALPİNE MONACO’DAKİ TEMYİZ SÜRECİNDE İLK ENGELİ AŞTI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

FIA hakemleri, Pierre Gasly’nin Monaco’daki pit alanında hız sınırını aşmaktan dolayı neden cezalandırıldığını inceleyecek; FOM ise ölçüm sisteminin hatalı olduğunu kabul etti. FIA hakemleri, Pierre Gasly’nin Monaco Grand Prix’sinde aldığı ve Fransız pilotun podyumdan düşmesine neden olan iki adet beş saniyelik pitlane hız cezasıyla ilgili Alpine takımının inceleme talebini onayladı . Gasly, Monaco’da yarışı üçüncü sırada tamamladı ancak hakemlerin pit alanında hız sınırını aşması nedeniyle iki ayrı beş saniyelik ceza vermesi sonucu yedinci sıraya geriledi. Gasly, yarışta hız sınırını aşmaktan ceza alan altı sürücüden biriydi ve bu durum, pit alanındaki hızları denetlemek için kullanılan zamanlama döngüsü sistemiyle ilgili endişelere yol açtı. Söz konusu sürücülerin hız sınırını aşmamak için ekstra özen göstermelerine rağmen, bazı ihlaller gerçekleşti. Bu özen, 60 km/h sınırının çok altında araç kullanmayı ve pit alanına daha geniş bir çizgiden girmeyi içeriyordu. Alpine, Pazar gecesi derhal inceleme talebinde bulundu ve FIA ​​Perşembe günü Alpine’in talebinin kabul edilebilir olduğunu onayladı. Yönetim organı şimdi Gasly’nin cezalarının iptal edilip edilmeyeceğini değerlendirecek. Alpine ile yarış hakemleri arasında, diğer takımların çoğunun da katıldığı video konferans görüşmesinde, pit alanındaki hızları ölçmek için kullanılan mesafe ölçme sisteminin “yanlış olduğu ve Gasly’nin aracının hızını olduğundan fazla gösterdiği” tespit edildi. Bu tespit, zamanlama sisteminden sorumlu olan Formula One Management (FRM) tarafından sağlanan kanıtlara dayanıyordu. Bu kanıt FOM tarafından Çarşamba günü sunuldu; bu da yarış hakemlerinin o sırada bu kanıta erişemediği anlamına geliyor. Bu durum, inceleme hakkının kabul edilmesi için aşılması gereken birkaç önemli engelden biridir. Alpine, “FIA ve FOM’un, ancak Yarış Hakemlerinin değil, yarıştan önce pit alanındaki zamanlama döngülerinde bir sorun olduğunun farkında olduğunu” iddia etti; ancak her iki tarafın temsilcileri de bu iddiayı reddetti. Yarışta üçüncü hız cezası verilmesinin ardından (ki bu zaten son derece alışılmadık bir ihlal sayısıydı), hakemler yarış kontrolüne zamanlama sorunu olup olmadığını sordular ve herhangi bir sorun olmadığını tespit ettiler. Hakemlerin Perşembe öğleden sonra göreve başlamasının hemen ardından inceleme duruşması başladı. Sonuç daha geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir çünkü zamanlama sorunu diğer sürücüleri de etkiledi. Mercedes’in şampiyonluk adayı George Russell’ın yarışı, hız sınırını aşmaktan dolayı ceza almasının ve ardından cezayı doğru şekilde uygulamadığı için geçiş cezası almasının ardından kontrolden çıktı ve bu da onu puan sıralamasından düşürdü. Gasly, bu düşüşü kariyerinin en zor spor anı olarak nitelendirirken, Red Bull’dan Isack Hadjar ise ikonik Monaco podyumunda zaferini kutladı. Haber ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku