14 Ağustos 2026 Cuma
Cem Bayram Seçen yazıyorBursa’nın caddelerinde son zamanlarda bir şey giderek daha fazla dikkat çekiyor: Motosikletlerin sayısı değil, bazı motosikletlilerin kuralları yok sayması! Artık şehir içinde yürürken, otomobil kullanırken, kavşaktan geçerken insanın gözü sürekli aynada. “Acaba sağdan bir motosiklet mi gelecek?” “Acaba kırmızı ışıkta duracak mı?” “Acaba kaldırımdan mı çıkacak?” “Acaba önümden bir anda makas atarak mı geçecek?” İşte asıl mesele burada. Ben motosiklete karşı değilim. Tam tersine… Motosiklet de bu şehrin bir ulaşım aracıdır. Kurallara uyan, kaskını takan, hız sınırına dikkat eden, yayaya ve diğer araçlara saygı gösteren binlerce motosiklet sürücüsü var. Ama kuralsızlığı normalleştirenlere itirazım var!
BURSA SOKAKLARI YARIŞ PİSTİ DEĞİLBursa’nın caddeleri yarış pisti değildir. Özellikle gecenin sessizliğinde egzoz sesleriyle mahalleleri ayağa kaldırmanın hiçbir açıklaması olamaz. Bir insan gece evinde uyuyor.Bir çocuk uyuyor.Yaşlı bir vatandaş dinleniyor. Sabah işe gidecek bir çalışan yatağında.Ve bir anda… VİZZZZZZ! Motor sesi bütün mahalleyi inletiyor. Bunun adı özgürlük değil. Bunun adı başkasının yaşam alanına saygısızlıktır. Motosiklet kullanmak bir özgürlük olabilir ama başkasının huzurunu bozmak özgürlük değildir.
KIRMIZI IŞIK NEDEN VAR?Bursa’nın kavşaklarında zaman zaman öyle görüntülerle karşılaşıyoruz ki insan gerçekten şaşırıyor. Kırmızı ışık yanmış. Araçlar durmuş. Yayalar bekliyor. Ama bazı motosiklet sürücüleri için sanki kırmızı ışık yok! Sağdan geçiyor… Soldan geçiyor… Araçların arasından ilerliyor… Ve birkaç saniye kazanmak için herkesin hayatını riske atıyor. Soruyorum: O birkaç saniye gerçekten buna değer mi? Bir insanın hayatı birkaç saniyeden daha mı değersiz?
KALDIRIMLAR YAYALARINDIR!
Bir başka sorun da kaldırımlar. Bursa’da yaya yürümek zaten bazı bölgelerde başlı başına mücadele. Bir de kaldırıma motosiklet çıkınca vatandaş ne yapacak? Yolun ortasına mı inecek? Yaşlı vatandaş ne yapacak? Çocuk ne yapacak? Bebek arabasıyla yürüyen anne-baba ne yapacak? Kaldırımın amacı bellidir: Yaya içindir. Motosikletin yeri ise trafik kurallarının belirlediği yoldur.
“BEN MOTORCUYUM, BANA BİR ŞEY OLMAZ” MANTIĞI OLMAZMotosikletin en büyük avantajı çeviklik olabilir. Ama aynı zamanda sürücüyü koruyan kapalı bir otomobil gövdesi yoktur. Bu nedenle kuralsızlığın bedeli motosiklet sürücüsü açısından çok daha ağır olabilir. Zaten Türkiye’deki güncel veriler de bunun ciddi bir trafik güvenliği meselesi olduğunu gösteriyor. 2026’nın ilk dört ayında motosikletlerin tüm taşıtlar içerisindeki tescil oranı %21,3 olurken kazalara karışma oranı %47,1 olarak açıklandı. Motosiklet kazalarındaki kusurların önemli bölümünü hız, kavşaklarda geçiş önceliğine uymama ve şerit ihlalleri oluşturdu. Bu rakamlar bize bir şeyi söylüyor: Motosiklet meselesi artık sadece motosiklet sürücüsünün meselesi değildir. Bursa’nın trafik güvenliği meselesidir.
DENETİM SADECE CEZA KESMEK DEĞİLDİRBurada yetkililere de büyük görev düşüyor. Denetim sadece belli günlerde yapılan uygulama olmamalı.Özellikle: Kırmızı ışık ihlalleri, aşırı hız, kaldırım kullanımı, tehlikeli şerit değiştirme,standart dışı ve aşırı gürültülü egzoz,kask ve koruyucu ekipman kullanımı, tescil ve diğer yasal yükümlülükler konusunda etkin ve sürekli denetim gerekiyor.Zaten İçişleri Bakanlığı 2026-2027 Motosiklet Denetimleri Eylem Planı kapsamında denetimlerin artırılması, trafik ışıklarında motosikletler için özel bekleme alanları ve güvenli şerit paylaşımı gibi uygulamaları gündeme aldı. Peki Bursa? Bursa bu uygulamaların neresinde?
Burada önemli bir ayrım yapalım. Bütün motosiklet sürücülerini aynı kefeye koyamayız. İşine gidip gelen…Kaskını takan…Sinyalini kullanan…Hızını kontrol eden… Yayaya yol veren…Trafik kurallarına uyan… Motosiklet kültürünü gerçekten bilen sürücülerimize saygımız var. Benim sözüm onlara değil.Benim sözüm: “Nasıl olsa motosikletim küçük, kimse bana bir şey yapamaz.” diyenlere. “Aradan geçerim.” diyenlere. “Kırmızı ışıkta kim bekler?” diyenlere. “Egzozumun sesi güzel.” diyerek bütün mahalleyi ayağa kaldıranlara.Ve en önemlisi: “Bana bir şey olmaz.” diye düşünenlere.
BURSA’DA TRAFİK KÜLTÜRÜ DEĞİŞMELİBursa büyüyor. Nüfus artıyor. Araç sayısı artıyor. Motosiklet sayısı artıyor. Kurye trafiği artıyor. Elektrikli araçlar, bisikletler ve scooterlar da şehir hayatının parçası haline geliyor.Dolayısıyla artık eski trafik anlayışıyla bu şehri yönetmek mümkün değil. Yeni bir trafik kültürüne ihtiyacımız var. Bu kültürün temelinde ise tek bir kelime bulunmalı: SAYGI. Otomobil sürücüsü motosiklete saygı gösterecek. Motosiklet sürücüsü yayaya saygı gösterecek. Yaya trafik kurallarına uyacak. Kuryeler zaman baskısıyla tehlikeli davranmaya zorlanmayacak. Denetim ekipleri etkin olacak. Belediye ve ilgili kurumlar güvenli ulaşım altyapısını geliştirecek. Çünkü trafik yalnızca araçların hareket ettiği bir alan değildir. Trafik, insanların birbirine emanet edildiği bir yaşam alanıdır.
Kardeşim… Sen o motosiklete bindiğinde sadece kendini değil, aileni de temsil ediyorsun. Seni evde bekleyen bir annen olabilir. Bir baban olabilir. Bir kardeşin olabilir. Bir çocuğun olabilir. Seni seven insanlar olabilir. Bir kırmızı ışıkta durmak seni küçültmez. Hızını azaltmak seni acemi yapmaz.Kask takmak seni korkak yapmaz.Yayaya yol vermek seni yavaşlatmaz. Tam tersine, seni gerçek bir sürücü yapar. Bursa’nın sokaklarında motor sesi olabilir. Ama kuralsızlığın sesi olmasın.Gaz açılabilir. Ama insan hayatının önüne geçilmesin. Motosikletler Bursa’nın trafiğinde olsun. Ama Bursa trafiği motosikletlerin kuralsızlığına teslim olmasın. Benim isyanım motora değil. Benim isyanım kuralsızlığa..! Köşe yazısı ; Cem Bayram Seçen