DOLAR 46,8784 0.1%
EURO 53,7001 0.33%
ALTIN 6.191,460,90
BITCOIN 0%
Bursa
25°

PARÇALI BULUTLU

SABAHA KALAN SÜRE

yonetimix

yonetimix

09 Temmuz 2026 Perşembe

1 Temmuz Kabotaj Bayramı: Denizlere Açılan Bağımsızlığımız Neden Manşetlere Çıkmıyor?

1 Temmuz Kabotaj Bayramı: Denizlere Açılan Bağımsızlığımız Neden Manşetlere Çıkmıyor?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her yıl 1 Temmuz gelir, birkaç limanda çelenkler bırakılır, denizde kortej geçişleri yapılır, yüzme yarışları düzenlenir ve ardından gün sessizce sona erer. Ertesi gün gazetelerin manşetlerine baktığınızda ise çoğu zaman bu önemli günü göremezsiniz. Peki neden?  Neden Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı açısından dönüm noktalarından biri olan Kabotaj Bayramı, kamuoyunda hak ettiği ilgiyi görmüyor?

Kabotaj Kanunu Ne Anlama Geliyordu?

Osmanlı Devleti’nin son döneminde, kapitülasyonlar nedeniyle Türkiye’nin limanları arasında yük ve yolcu taşımacılığı büyük ölçüde yabancı şirketlerin kontrolündeydi. Cumhuriyet’in kurulmasının ardından ekonomik bağımsızlığın sağlanması amacıyla önemli adımlar atıldı. 19 Nisan 1926 tarihinde kabul edilen Kabotaj Kanunu, 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girdi. Böylece Türkiye’nin karasularında yük ve yolcu taşıma, kılavuzluk, römorkörcülük, balıkçılık ve benzeri denizcilik faaliyetleri büyük ölçüde Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına bırakıldı. Bu düzenleme, denizlerde ekonomik egemenliğin ilanı olarak kabul edildi.

1 Temmuz’da Ne Oldu?

1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Türkiye, kendi karasularındaki ticari faaliyetlerde tam yetki sahibi oldu. Bu tarih, yalnızca bir kanunun yürürlüğe girdiği gün değil; Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık hedefinin önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul edilir.

Eskiden Nasıl Kutlanıyordu?

Geçmişte özellikle İstanbul, İzmir, Çanakkale, Mersin, Samsun, Trabzon ve diğer sahil kentlerinde Kabotaj Bayramı büyük coşkuyla kutlanırdı. Limanlarda Türk bayraklarıyla süslenen gemiler halkın ziyaretine açılır, denizde yüzme yarışları, kürek ve yelken müsabakaları düzenlenirdi. Yağlı direkten bayrak alma yarışmaları, su sporları gösterileri, cankurtaran ekiplerinin kurtarma tatbikatları ve deniz kortejleri bayramın simgesi hâline gelmişti. Çocuklar için etkinlikler yapılır, denizcilik mesleğini tanıtan programlar düzenlenir, liman kentlerinde adeta bir festival havası yaşanırdı.

Neden Eskisi Gibi Konuşulmuyor?

Bugün Kabotaj Bayramı’nın kamuoyundaki görünürlüğünün azalmasının birkaç nedeni bulunuyor. İlk olarak, gündem çok hızlı değişiyor. Ekonomik gelişmeler, siyasi tartışmalar, uluslararası krizler ve doğal afetler gibi konular medya gündeminde daha geniş yer buluyor. İkinci olarak, Türkiye’de denizcilik kültürü istenilen düzeyde yaygın değil. Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmasına rağmen toplumun önemli bir bölümü denizciliği günlük yaşamının doğal bir parçası olarak görmüyor..Üçüncü neden ise kutlamaların giderek daha yerel ölçekte yapılması. Birçok il ve ilçede etkinlikler düzenlense de bunlar ulusal ölçekte yeterince görünür olmuyor.

Oysa Kabotaj Sadece Denizcilik Değildir

Kabotaj, yalnızca gemilerin limanlar arasında sefer yapması anlamına gelmez.Bu hak; ekonomik bağımsızlığı, milli egemenliği, deniz ticaretini, liman işletmeciliğini, balıkçılığı ve deniz güvenliğini de kapsayan stratejik bir kazanımdır. Bugün dünya ticaretinin büyük bölümü deniz yoluyla gerçekleşirken, deniz taşımacılığı ülkelerin ekonomik gücünün temel unsurlarından biri olmaya devam ediyor.

Gazeteci Gözüyle

Gazetecilikte haber değeri çoğu zaman “güncel krizler” üzerinden şekilleniyor. Oysa bazı tarihler, sıcak gelişmeler olmasa bile hatırlatılmayı hak eder. 1 Temmuz da bunlardan biridir.!!  Bir ülkenin denizlerdeki egemenlik hakkını simgeleyen böyle bir günün yalnızca birkaç tören haberiyle geçiştirilmesi, denizcilik tarihimizin toplum hafızasında yeterince yer bulamadığını gösteriyor. Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir: Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak, denizlerimize ve denizcilik tarihimize yeterince sahip çıkabiliyor muyuz? Kabotaj Bayramı, yalnızca geçmişi anmak için değil; deniz ticareti, limanlar, tersaneler, balıkçılık, mavi ekonomi ve deniz güvenliği alanlarında geleceğe yönelik hedefleri konuşmak için de önemli bir fırsattır. Çünkü denizlere hâkim olan ülkeler, yalnızca kıyılarını değil; ekonomilerini, ticaretlerini ve geleceklerini de daha güçlü şekilde inşa ederler..Yazar ; Cem Bayram SEÇEN

 

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.