DOLAR 45,9778 0.01%
EURO 53,5814 0.37%
ALTIN 6.617,610,97
BITCOIN 2920942-3.42046%
Bursa
24°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

yonetimix

yonetimix

03 Haziran 2026 Çarşamba

Kremlin’in “sert yüzü” yeniden sahnede !

Kremlin’in “sert yüzü” yeniden sahnede !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski devlet başkanı Dmitry Medvedev, son günlerde yaptığı sert açıklamalarla yeniden dünya gündeminin merkezine oturdu. Özellikle Romanya’ya düşen Rus menşeli insansız hava aracı sonrası Avrupa’ya yönelik kullandığı tehdit dili, Moskova ile NATO arasındaki tansiyonun yeni bir seviyeye çıktığını gösteriyor.

Medvedev, Avrupa ülkelerine “daha fazlasına hazır olun” mesajı verirken, Batı’nın Ukrayna’ya verdiği askeri desteğin artık doğrudan bir çatışma riskini büyüttüğünü savundu. Rus yetkili, Avrupa halklarının artık “huzurlu uyuyamayacağını” söyleyerek özellikle NATO ülkelerine gözdağı verdi.

Son açıklamalar yalnızca diplomatik sertlikten ibaret değil. Medvedev’in zaman zaman nükleer imalar içeren söylemleri de dikkat çekiyor. Özellikle NATO ülkelerindeki enerji altyapıları ve nükleer tesislerle ilgili kullandığı ifadeler, Avrupa basınında “yeni bir psikolojik savaş stratejisi” olarak yorumlandı.

Romanya’da yaşanan drone krizi ise olayların fitilini ateşleyen gelişme oldu. NATO, düşen hava aracının Rusya kaynaklı olduğunu açıklarken, ittifak “NATO topraklarının her karışını savunacağız” mesajı verdi.

Kremlin’in “sert yüzü” yeniden sahnede

Bir dönem Batı ile daha yumuşak ilişkiler kurmaya çalışan Medvedev’in bugün geldiği nokta oldukça farklı. 2008-2012 yılları arasında Rusya Devlet Başkanlığı yapan isim, artık Kremlin’in en sert ve en saldırgan söylemlerini kullanan figürlerden biri olarak görülüyor. Uzmanlara göre Medvedev’in açıklamaları yalnızca kişisel çıkışlar değil; aynı zamanda Moskova’nın Batı’ya verdiği “kontrollü korku mesajı.”

Cem Bayram Seçen’in yorumu

Uluslararası siyasette bazen liderlerin söyledikleri kadar, neden o tonda konuştukları da önemlidir. Medvedev’in dili artık klasik diplomasi sınırlarının çok ötesinde. Bu durum iki ihtimali akıllara getiriyor: Ya Rusya gerçekten Batı ile daha büyük bir çatışmaya hazırlanıyor ya da Kremlin, sert açıklamalar üzerinden psikolojik üstünlük kurmaya çalışıyor. Ancak burada dikkat çeken başka bir detay daha var. Rusya sahada Ukrayna savaşında istediği hızda ilerleyemezken, söylem dozunun sürekli artması Moskova’nın askeri değil siyasi baskıyı büyütme stratejisine yöneldiğini düşündürüyor. Özellikle Avrupa kamuoyunda “savaş korkusu” oluşturmak, enerji ve güvenlik kaygılarını artırmak Kremlin açısından önemli bir araç haline gelmiş durumda. Öte yandan NATO cephesinin geri adım atmayan açıklamaları da Avrupa’nın artık 2022’deki kadar çekingen olmadığını gösteriyor. Romanya’daki drone olayı küçük bir sınır ihlali gibi görünse de, yanlış bir hesaplama daha büyük bir krizin kapısını aralayabilir. Dünya bugün belki yeni bir Soğuk Savaş yaşamıyor; ancak tarafların dili giderek daha sıcak, daha sert ve daha tehlikeli hale geliyor.. Haber Editörü .; Cem Bayram SEÇEN 

 

Devamını Oku

Karayollarında Bitmeyen Acı Sayılar Düşüyor Ama Neden Hâlâ Aynı Haberleri Yazıyoruz?

Karayollarında Bitmeyen Acı Sayılar Düşüyor Ama Neden Hâlâ Aynı Haberleri Yazıyoruz?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’de her bayram aynı cümleler kuruluyor: “Dönüş yolunda facia”, “Karşı şeride geçti”, “Aynı aileden 5 kişi hayatını kaybetti”… Bu yıl da tablo değişmedi. Kurban Bayramı tatili boyunca meydana gelen trafik kazalarında 70 kişi yaşamını yitirdi. Yetkililer, bu rakamın son yıllardaki 9 günlük bayram tatilleri içinde en düşük can kaybı olduğunu açıkladı. İlk bakışta “iyileşme” var gibi görünüyor. Çünkü geçmiş yıllarla kıyaslandığında ölümlü kaza oranlarında düşüş dikkat çekiyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre önceki bayram dönemlerinde 87, 110 ve 71 olan can kaybı sayıları bu yıl 70’e kadar geriledi.  Ama burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:

Sayıların düşmesi gerçekten sorunun çözüldüğü anlamına mı geliyor? Nicelik Azalıyor, Nitelik Ağırlaşıyor, İşte tam da burada “nicelik” ve “nitelik” ayrımı devreye giriyor. Evet, toplam ölü sayısında düşüş olabilir. Daha fazla radar, daha sık denetim, dron destekli takip ve otoyol kontrolleri etkisini göstermiş olabilir. Nitekim son bayramlarda milyonlarca araç denetlendiği ve ölümlü kazalarda yüzde 39’a yaklaşan düşüş yaşandığı açıklandı. Ancak kazaların niteliği değişmiyor. Çünkü bugün hâlâ aynı nedenlerle insanlar hayatını kaybediyor: Aşırı hız , Uykusuz direksiyon başına geçmek, Cep telefonu kullanımı , Emniyet kemeri ihlali, Hatalı sollama , Sabırsızlık ve “bir an önce yetişme” psikolojisi !! Geçen yıl açıklanan resmi analizlerde bayram kazalarının yüzde 41’inin doğrudan hız ihlalinden kaynaklandığı belirtilmişti. Demek ki mesele yalnızca yol değil. Mesele insan davranışı.!!

Dün ve Bugün: Ne Değişti?

Eskiden bayram yolculukları daha kısa mesafelerde ve daha düşük araç yoğunluğunda gerçekleşiyordu. Bugün ise milyonlarca araç aynı saatlerde otoyollara çıkıyor. Navigasyon uygulamaları, hızlı ulaşım isteği ve “tatili son dakikaya kadar değerlendirme” kültürü trafik baskısını artırıyor.

 

Bir başka değişim de araçların teknik gücü.

1990’ların araçlarıyla bugünkü araçlar arasında dev fark var. Modern otomobiller daha hızlı, daha güçlü ve daha konforlu. Ancak bu durum bazı sürücülerde sahte bir güven duygusu oluşturuyor. İnsanlar “araç güvenli, bana bir şey olmaz” hissine kapılabiliyor. Oysa fizik hâlâ aynı fizik. 120 kilometre hızla yapılan bir hata, birkaç saniyede onlarca hayatı etkileyebiliyor.

Dünya ile Karşılaştırınca Türkiye Nerede?

Avrupa ülkelerinde bayram yoğunluğu benzeri dönemlerde ölüm oranları Türkiye’ye göre daha düşük seyrediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri yalnızca ceza sistemi değil; trafik kültürü. Örneğin birçok Avrupa ülkesinde: Şerit disiplini çok daha yüksek, Takip mesafesi korunuyor, Uzun yol öncesi dinlenme kültürü yerleşmiş durumda,  Emniyet kemeri kullanımı neredeyse tartışmasız bir alışkanlık.

Türkiye’de ise trafik hâlâ bir “yarış alanı” gibi algılanabiliyor. Özellikle bayram dönüşlerinde sürücülerde ciddi bir psikolojik baskı oluşuyor: “Pazartesi işe yetişeceğim”, “Bir an önce eve varayım”, “Yol boşken basayım…” İşte kazaların büyük kısmı tam bu zihinsel kırılma anlarında oluyor.

Bir Gazeteci Yorumu: Asıl Sorun Yol Değil, Zihniyet

Her bayram sonrası aynı manzarayı görüyoruz: Kazada parçalanmış araçlar, ağlayan aileler, kapanan yollar… Ama birkaç gün sonra her şey unutuluyor. Türkiye’de trafik meselesi artık sadece bir ulaşım problemi değil; toplumsal bir refleks sorunu haline geldi. İnsanlar trafikte birbirine tahammül etmiyor. Sinyal vermemek “kurnazlık”, hız yapmak “usta şoförlük”, makas atmak ise “özgüven” gibi görülüyor.  Oysa gerçek şu: Trafikte en iyi sürücü hızlı giden değil, güvenli götürendir. Bugün Türkiye’de trafik kazaları yalnızca teknik eksikliklerden kaynaklanmıyor. Eğitim, stres, kontrolsüz şehirleşme, ekonomik baskı ve sabırsız yaşam kültürü de bu tabloyu büyütüyor.

Peki Ne Yapılmalı?

Uzman olarak bilinmesi bazı temel gerçekler var: Bayram yolculukları gece değil gündüz yapılmalı, Her 2 saatte bir mola verilmeli,  Hız limitleri “öneri” değil zorunluluk olarak görülmeli, Çocuklar mutlaka uygun koltukta seyahat etmeli , Direksiyon başında telefon tamamen bırakılmalı, “Yetişmek” yerine sağ salim gideceğin yere varmak” hedeflenmeli .!!  Belki de en önemlisi şu: Bir mesaj geç cevap gelse hiçbir şey olmaz. Ama bir dikkatsizlik, bir ailenin hayatını tamamen değiştirebilir. Türkiye bu bayramda sayı olarak daha az can kaybetmiş olabilir. Ancak her kayıp, geride yarım kalan hayatlar bırakıyor. Ve aslında mesele tam da burada düğümleniyor: İstatistiklerde rakamlar azalıyor olabilir… Ama acının ağırlığı hâlâ aynı !! … Haber Editörü ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku

Sahne Hazır, Ego Işıkta: Kanye West İstanbul’da ve Biz Onu İzlerken

Sahne Hazır, Ego Işıkta: Kanye West İstanbul’da ve Biz Onu İzlerken
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Diyelim ki bir akşam İstanbul’da sahne ışıkları yanıyor. Kalabalık nefesini tutmuş, telefonlar havada… Ve sahneye Kanye West çıkıyor. Ya da kendi tercih ettiği isimle: Ye. Ama mesele şu: Biz bir konser mi izliyoruz, yoksa tek kişilik bir “kendiyle röportaj” performansı mı? Çünkü Kanye West’i izlemek, sadece müzik dinlemek değil. Aynı zamanda bir karakter çalışmasına tanık olmak. Hani bazı sanatçılar sahneye çıkar, şarkı söyler ve gider. Kanye ise sahneye çıkar… ve sahne onun etrafında dönmeye başlar.

“Ben Bir Dâhiyim” Diyen Birinin Konseri

Kanye West’in en sevdiği kişi kim?
Sorunun cevabı çok zor değil.

Kendisi.

Ama bu öyle sıradan bir özgüven değil. Bu, özgüvenin TED Talk vermeye karar vermiş hali. Öyle ki, bazen konserin ortasında “ben kimim biliyor musunuz?” hissiyle sahneye bakıyor. Seyirci de içinden “biliyoruz abi, zaten onun için geldik” diyor.

İstanbul konserinde de (varsayalım ki oldu) aynı sahne yaşanırdı:
Bir anda müzik kesilir, Kanye mikrofona yaklaşır…
Ve o meşhur iç konuşma başlar. Ama işin garip tarafı şu: Kimse sıkılmaz. Çünkü Kanye West, egosunu bile performansa dönüştürebilen nadir insanlardan biri.

Minimalizm mi, “Ben Yeterim” Sanatı mı?

Son yıllarda sahne tasarımı sade. Siyah kıyafetler, boş alan, az ışık.
İlk bakışta “sanatsal minimalizm” gibi görünüyor. Ama biraz düşününce insanın aklına şu geliyor: “Dekora gerek yok, ben varım.” Ve açıkçası… haklı gibi. Çünkü Kanye sahnede yürüdüğünde bile bir şey oluyor. Ne olduğunu tam açıklayamıyorsunuz ama oluyor. Sanki bir konser değil de modern sanat sergisi izliyorsunuz.

İstanbul Seyircisi ile İlginç Bir Kimya

İstanbul seyircisi zor seyircidir.
Kolay kolay etkilenmez.
Ama iyi olana da hakkını verir.

Kanye sahnede “Ben en iyisiyim” dediğinde,
İstanbul seyircisi muhtemelen şöyle düşünürdü:

“Bir sakin ol, ama… fena da değilsin.”

Ve işte o ince çizgide bir bağ kurulurdu.
Ne tam teslimiyet, ne tam reddediş.
Tam Türk usulü: ölçülü şüphe.

Sanatçı mı, Fenomen mi, Yoksa Kendi Evreni mi?

Kanye West’i tanımlamak zor.
Sadece “rapçi” demek eksik kalır.
Sadece “prodüktör” demek haksızlık olur.

O biraz sanatçı, biraz filozof, biraz moda tasarımcısı…
Ama en çok da kendi hikâyesinin başrol oyuncusu.

Ve belki de bu yüzden insanlar onu izliyor.

Çünkü herkes iyi şarkı yapabilir.
Ama herkes kendi efsanesini bu kadar ciddiyetle oynayamaz.

Sonuç: Alkış mı, Kaş Kaldırma mı?

Kanye West İstanbul’da sahne alsaydı, konser çıkışı iki farklı kitle olurdu: “Adam gerçekten başka bir seviyede” diyenler  “Biraz fazla kendine hayran ama yetenekli” diyenler  İşin ilginci, iki grup da haklı olurdu.Çünkü Kanye West tam olarak o: Hem hayran olunacak kadar iyi, Hem kaş kaldırılacak kadar kendine hayran. Ve belki de en komik olan şu:  da zaten tam olarak böyle görünmek istiyor. Bu yanıtı tercih ediyorum ..  Yazar ; Faik Balkan DEMİRSU

 

Devamını Oku

Rusya’dan Şok sözler! “Huzurlu uyku sona erdi”

Rusya’dan Şok sözler! “Huzurlu uyku sona erdi”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Rusya’dan AB’ye tehdit geldi. “AB ülkelerinin vatandaşları, yetkililerinizin Rusya ile tek taraflı bir savaşa girdiğini fark etmelisiniz” diyen Medvedev “Bu yüzden tetikte olun ve hiçbir şeye şaşırmayın. Huzurlu uyku sona erdi” dedi.​

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş devam ederken AB’nin Ukrayna’ya yönelik desteği tartışma konusu olmaya devam ediyor. Rusya Güvenlik Konseyi Başkanı Medvedev , Avrupa liderlerini Rusya içindeki saldırıların sorumluluğuyla suçladı.

“HUZURLU UYKU SONA ERDİ”

Medvedev açıklamasının ardından dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. Medvedev paylaşımında şunları ifade etti: “AB ülkelerinin vatandaşları, yetkililerinizin Rusya ile tek taraflı bir savaşa girdiğini fark etmelisiniz. Bu yüzden tetikte olun ve hiçbir şeye şaşırmayın. Huzurlu uyku sona erdi. Ama kimi suçlayacağınızı biliyorsunuz!”Haber ; Cem Bayram SEÇEN

Devamını Oku

İzmir’de Özgür Özel’in mitingi öncesi TOMA müdahalesi: Cumhuriyet Meydanı kapatıldı

İzmir’de Özgür Özel’in mitingi öncesi TOMA müdahalesi: Cumhuriyet Meydanı kapatıldı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Özgür Özel’in İzmir buluşması öncesi Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan kalabalığa polis TOMA’yla müdahale etti. Özel, kalabalıkla birlikte Gündoğdu Meydanı’na yürüyüşe geçti. Yaptığı mitingde Özel, Kılıçdaroğlu’na ‘2 milyon CHP üyesine genel başkanı seçtirme’ çağrısında bulundu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in “mutlak butlan” kararı sonrasında İzmir’de düzenlenecek olan ilk planlı halk buluşması için Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan kalabalığa polis TOMA’yla (Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) müdahale etti. Meydan polis barikatlarıyla kapatılırken alana TOMA, gözaltı otobüsleri ve çok sayıda polis aracı sevk edildi. İzmir Valiliği’nin, mitingin Cumhuriyet Meydanı’nda yapılması talebini reddettiği ve “kısıtlı sayıda kişi alınabileceği” gerekçesiyle Gündoğdu Meydanı’nı işaret ettiği belirtildi. Müdahalenin ardından kalabalık Gündoğdu Meydanı’na yöneldi. Özgür Özel ise Adnan Menderes Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, “Korkmuşlar, meydanı çevirmişler. Barikatlar bilmem neler… Millet neredeyse bizi nerede bekliyorsa oraya gideriz. Normal günlerden geçmiyoruz, hâlâ idrak edemiyorlar. Halk ne istiyorsa o olur,” dedi. Açıklamalarının ardından Özgür Özel de polis müdahalesinin yapıldığı bölge gitti ve kalabalığa katılarak Gündoğdu Meydanı’na yürümeye başladı.

“Genel Başkanımızı 2 milyon CHP’li seçsin”

Gündoğdu Meydanı’nda toplanan binlerce yurttaşa hitap eden Özel, Kılıçdaroğlu’na bir çağrıda bulundu. “2 milyon üyemize genel başkan seçtirmeyi teklif ediyorum. 2 milyon CHP’li genel başkanı seçsin” diyen Özel, CHP ilçe ve il başkanlıklarında bayramdan sonraki ilk pazar günü sandıkların kurulabileceğini ifade etti. “CHP’nin başında mutlak butlan, Türkiye’nin başında mutlak sultan. Buna izin vermeyeceğiz.”

“Hain Kemal” sloganları

Genel Başkan’ın konuşması sık sık “Hain Kemal” sloganlarıyla kesildi. Yurttaşlardan yükselen sloganlar üzerine konuşan CHP lideri, selefine seslenerek “Kemal Bey, bu öfke örgütlenebilecek bir öfke değil. Bu öfke, sönümlenebilecek bir öfke değil. Bu öfke, artık kaybetmekten bıkmış olanların, ihanete uğradığını düşünenlerin öfkesi” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?  Pazar günü Ankara’daki CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesinin ardından genel merkezden ayrılırken konuşan Özgür Özel, “Bundan sonra sokaktayız, sahadayız. Mücadeleyi biz oturarak kazanmadık. Bu parti 47 yıl sonra sokakta olduğu için, meydanda olduğu için mücadele ettiği için kazandı. Şimdi de o şekilde kazanacağız,” ifadelerini kullanmıştı. CHP’de Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023’teki kurultayın iptali talebiyle açılan davada geçtiğimiz perşembe günü “mutlak butlan” kararı çıkmıştı. Partinin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da ‘mutlak butlan’ kararı verdi ve eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu “göreve iade etti.” 2023’ün sonlarında yapılan olağan parti kongresinde delegelerin mevcut genel başkan Özgür Özel lehine oy kullanmaları için “para aldıkları” iddiaları üzerine dava açılmıştı. Haber ; Cem Bayram SEÇEN

 

Devamını Oku